22 Mart 2013 Cuma

Rockçıların Atağı



Rock müzik alanında, büyük bir atraksiyon var bu sıralar. Neredeyse çıkan tüm şarkıları playlistime aldım. Rockla yatıp rockla kalkıyorum desem yeridir. Aylin Aslım, Özlem Tekin, Kargo, Deniz Özbey, Cem Belevi, playlistimin kadrolu sanatçıları. Aylin Aslım, tabiri caizse kariyerinin en iyi albümünü hazırlamış. Albümünde boş şarkı yok. İki de düete ( Cem Adrian, Teoman ) yer verip olayı bitirmiş. Ölünür De, Usta, İki Zavallı Kuş, Af, 5 yıldızlı şarkılar. Özlem Tekin de öyle bir albüm yapmış ki dinlerken etrafı dağıtasınız, gitar kırasınız geliyor. Albümdeki tüm şarkılar, bir hayli hardcore. Asker, Kıyamet ve Kargalar, 5 yıldız verdiklerim. Ayrıca Kargalar klibine gelen sansürü de anlamsız buluyorum. Powertürk TV, biran önce özür dileyip bu ayıbını gidermeli. Kargo durdu durdu yine çarpıcı bir şarkıyla geri döndü. Hem de sır olan bir isimle düet yaparak. Deniz Özbey... Vega'nın vokali. Beni Bırakma adlı şarkı, uzunca bir süre playlistimde kalacak. 


Gelelim Cem Belevi'ye. Onun şarkıları, diğerlerine göre biraz daha soft. Kendisini, ilk kez ttnetmüzik reklamlarında görmüştüm. Bazen benim de yeni çıkan sanatçılara karşı önyargım olmuyor değil. Görür görmez güzel bir çocuk, böyle yedirirler piyasaya deyip geçmiştim dinlemeden. Defalarca karşılaştım sosyal medyada, yine dinlemedim. Sonunda Kral Pop'ta ''Günaydın Sevgilim'' adlı şarkısının klibine denk geldim. Ne kadar güzel bir şarkıymış meğer. Cem Belevi, hem göze hem kulağa hitap eden bir yorumcu. Kesinlikle bir dinleyici kitlesi oluşturacaktır. Başarılar diliyorum buradan. 

17 Mart 2013 Pazar

Yılmaz Başar Babür Röportajım




Yılmaz Başar Babür, uzun zamandır takip ettiğim başarılı bir fotoğraf sanatçısı, arkadaşım. Bizim sektörde, fason işler yapmayan alternatif işler üreten az sayıda insan vardır. Yılmaz Başar Babür de her yaptığı işle bu kategoriye girebilecek türde biri. Kendisiyle yılbaşından önce biraraya geldik ve hem ''Bad Boys'' adını verdiğimiz bir fotoğraf çalışması hem de güzel bir röportaj ortaya çıkarttık. Şimdi Yılmaz Başar Babür'ü daha yakından tanıma zamanı... 

Fotoğraf çekmeye ne zaman başladınız?

15 senedir görsel alanda, çeşitli dallarda çalıştım. Fotoğrafa ise 5-6 yıl oldu başlayalı. Okulu, akademiyi reddederek kendim öğrenmeyi, keşfetmeyi, bunu yaşamayı seçtim. Fotoğraf serüveni, art direktörlük yaparken hobi olarak başlayıp sergilere, sonrasında muhabirliğe, tanıtım fotoğrafçılığına ve birçok alanda tanıdık simalarla güzel projeler oluşturmama kadar varan bir yolculuğa dönüştü. 

Kendinizi fotoğraf sanatçısı olarak nitelendiriyorsunuz. ''Fotoğrafçı'' ile ''Fotoğraf Sanatçısı''nın ayırdını yapabilir misiniz?

Açıkçası etiketlerin ve kelimelerin etkilerindense, gerçekleri; yani yapılan işleri kıstas alarak değerlendirme yapmayı daha doğru buluyorum. Bu alanda, görsel tecrübesi olan biri olarak aslolanın işin kalitesi, özeni, neticesi olduğuna inanıyorum. Yaptığım şeyin, sadece fotoğraf olmadığına ya da tek bir etiketle anlatımının zor olduğunu düşünüyorum. Etiketi, izleyicisine, eleştirmenine bırakarak üretmenin özgürleştirdiği kanısındayım.


Daha önce ödül almışsınız. Bu ödülden biraz bahsedebilir misiniz?

2011’de, Londra ve İstanbul ayaklı Mind Ad firmasının düzenlediği “Fotoğraf Sanatçısı Ödülleri” yarışmasında profesyonel dalda “Yılın Kültür-Sanat Ödülü'nü kazandım. Coşkul Aral, Nihat Odabaşı gibi ustaların da jüride olduğu bir ödülü, sahnede onların elinden almak oldukça heyecan vericiydi.

Birçok müzik albümünün, kitabın kapak fotoğraflarını siz çekmişsiniz. Bunlar hangileri?

Deja-vu’nun ikinci albümü “Sinir Ötesi Operasyon”, Badem'in üçüncü albümü “3B”, Kolpa’nın “Maximum” singleı, Gerçek’in ilk albümü “Eşkıya”, Oia’nın Zeki Müren – Yaralı Gönül singleı ve şu sıralar çıkan Mental grubunun ilk albümü “Koyver Gitsin”. Tamamını; fotoğraflarından grafiklerine anahtar teslim kendi yaptığım işler. Badem’in 3B albümü, aynı zamanda Türkiye’nin ilk 3 boyutlu albümlerinden. Tayfun Şahin’in “Hazel”, “Mehdi” ve Altay Öktem’in “Yaram Yanlış Yerde” kitaplarının da kapak çalışmaları, bana ait olan çalışmalardan bazıları. Bunun dışında halen; oyuncu, cast, röportaj, tanıtım ve katalog çekimlerim sürmekte.


Yakın zamanda GİT adını verdiğiniz bir stüdyo açtınız. GİT'in açılımı ve amacı nedir?

GİT; Görsel İletişim Teknesi açılımıyla kurulmuş bir stüdyo, bir ekip, bir oluşum. “Yolda olanların teknesi” sloganıyla, projelerimizde sanatçı dostlarla ve asistanlarla; altyapıdan yetişen arkadaşlarla birlikte çalışarak görsel alanda faaliyet gösteriyoruz. Kaptanlığını yaptığım GİT, birçok farklı dalda hizmet veriyor; Kurumsal Kimlik (Logo, Web) ya da stüdyo, fotoğraf, grafik, video, kurgu gibi alanlarda web sitemizden (www.gitekne.com) de görebileceğiniz işlerimiz var.


GİT Stüdyosu'nda ne gibi etkinlikler oluyor?

GİT, çekimlerimizi yaptığımız stüdyo olmanın yanı sıra etkinliklerimizi, toplantılarımızı, sunumlarımızı, görüşmelerimizi ve projelerimizi ürettiğimiz bir mutfak. Zaman zaman da söyleşiler, performanslar, dinletiler gerçekleştirdiğimiz teknemizde; yakında fotoğraf, video ve re-touch üzerine workshoplar da başlıyor. Kısacası çok amaçlı ve görsel denizlerde geçen bir yolculuk hikayesi GİT.

GİT Stüdyosu'nda çalışma yapmak isteyenler, iletişimi hangi mecralardan sağlayabilirler?

GİT Stüdyosu'nda çalışma yapmak isteyenler, www.gitekne.com adresinden gerekli bilgileri bulabilirler. Ayrıca GİT’de bizimle projelerde çalışmak isteyen arkadaşlar www.gitekne.com adresinde GEL başlığının altında “GİT’le çalışmak ister misiniz”e tıklayarak form doldurabilirler. Ne istediğini bilen, özverili, saygılı, ekip çalışmasına uyumlu, görsel yolculuklara hazırlanan arkadaşları bekliyoruz.

İlerleyen günlerde GİT'te bizleri ne gibi sürprizler bekliyor?

GİT’de çok yakında workshoplar başlıyor. Fotoğraf, video ve re-touch konusunda alternatif bir öğrenme sistemiyle başlayacak workshoplar; çok daha hızlı, etkili, katılımcının potansiyeline göre şekillenebilen bir sistem. Ayrıca yeni klipler ve fotoğraf çekimleri yolda. Yeni projeler ve sürpriz görsellerle GİT olarak kalite üretmeye devam ediyoruz.


Sanatsal anlamda sizi besleyen ürünler, eserler var mı?

Pink Floyd’tan, Ben Harper’a, Ahmet Kaya’dan Sibel Kekilli’ye gerçekten güzel iş yapan ve sürekliliğiyle başarısını ispat etme şansı bulabilmiş bütün değerlerle besleniyorum. Jan Saudek ya da Ara Güler yada Dali; tarzlarından bağımsız ölümsüz işler yaratabilmiş; sanat dedirtmiş insanlar daima yeni nesillere ister istemez ilham olacaktır.

Bugünlerde hepimizin bildiği gibi eline her profesyonel fotoğraf makinesini alan fotoğrafçı olmak istiyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Tabii ki her tıraş makinesi olanın berber olmadığı gibi her fotoğraf makinesi sahibi de fotoğrafçı sayılamaz. Belli bir disiplin ve süreç eşliğinde gelişim göstermeden o konuda bir şey olduğuna inanmak; her gün tvde gördüğümüz sanatçıların sanat ürettiklerine inanmak kadar saçma. Kişisel olarak “Aynası iştir kişinin, lafına bakılmaz.” sözüne inanıyorum.


Sanatınızı icra etmede müziğin rolü nedir? 

Müziksiz bir dünya alkolsüz bira gibidir. Kapaksız tencere ya da ışıksız medeniyet gibidir bence. Ruh rengimi etkileyen bir faktörün, ürettiklerimi etkilememesi düşünülemez. 

Bir müzik albümünün fotoğraflarını oluştururken concepti nasıl belirliyorsunuz?

Birbirinden farklı müzik türlerinde fotoğraf çalışmaları üretirken; her projeyi kendi müziği ve dinleyicisinin beklentisi ekseninde ele alarak müzisyenle/müzisyenlerle toplantı yaparak birlikte karar veriyoruz.






Modeller: Gürsel Gülbay, Barış Gülbetekin, Barış Kenan Özkan, Taha Yıldız.

7 Mart 2013 Perşembe

Bathtubs Love Dark Colours Much




In recent times, I just want to swear while smoking. As if I’m at middle of a crowded avenue. I want cars to crush and cross over my body. Louses of my body will fall down and I will get relieved then and there. Sometimes, I’m asking myself ‘’Is it the God who do these to me?’’ while listening to ‘’İki Zavallı Kuş’’ (Two Miserable Birds) from Aylin Aslım. And sometimes I say ; neither believe nor pray just like song does. When you can not get the equivalent of somethings, it’s getting harder to believe always to the same fiction.

Lately, I posted on facebook that; The things I’m mostly aroused by are feet and Crucifixes.  My curiosity against to the feet broke out because of my housemate. I guess I need talk about it without lying. My roomie was someone insane wandering around only with a t-shirt at home. She had lenghty hairs. Everytime she lied down on the bed, I could not help myself watching her. Most beautiful side of hers was her feets. I always used to touch her feet and lie down next to her. And Crucifixes… They’re completely the things that Madonna put into my mind. I love it as  accesorries.

Sometimes I feel like Jesus will come out and smile from the Crucifixes about which I said I love only as accesorries. You know, I’m always talking about the hairs of Jim Morrison, Jesus’ hairs were beautiful too. We need not to pass over. Even though you may think I am kidding with him so much, I actually love him. That’s the reason of all these spiels. We shall put away our taboos and love by doing ironies. It feels very good. I wonder if there ever will  be someone in my life  to whom I can say ‘’You come to me very good!’’ before dying. Do you have someone that you can say these words to. If so, it’s pretty nice. He or she has found your vein and committing slowly. Let him/her commit. Somehow, We were born to die. While the issue is about ‘’We were born to die’’, Lana Del Rey has heralded she will release a darker and more cinematic album. Let’s gather all the cutleries you have, choose one of them and go to bath. Get ready to commit suicide! Bathtubs love dark colours much.

6 Mart 2013 Çarşamba

Tayfun Özman Röportajım




Modelliğe ilk adımınızı nasıl attınız?

Bir casting ajansında süpervizörlük yapıyordum. Yine bir iş esnasında bir mekânda bulunmamız gerekti. O gece gittiğimiz o mekânda Tolga Karel ve Didem Soydan, aynı masayı paylaşıyordu. Ben ilk etapta Didem Soydan’ı tanımadım. Fakat Tolga Karel’le tanışmak amacıyla masaya yaklaştım. Masaya gittiğimde beni gayet nazik bir şekilde karşıladılar ve biz o gece Didem Soydan ve Tolga Karel ile tanıştık. Muhabbet ilerledikçe Didem Soydan bana ne iş yaptığımı sordu. Ben de Ankara Hacettepe Üniversitesi’nde öğrenci olduğumu, yazın eskiden mankenlik yapmış olan bir abime organizasyon şirketinde yardımcı olduğumu söyledim. Didem Soydan da buna karşılık benim de modellik yapıp yapmadığımı sordu. Tabii ki o güne kadar modellikle hiçbir alakam yoktu. Ben de hayır cevabını verdim doğal olarak. O da bana dönerek ‘’Peki yapmak istemez misin?’’ diye sorduğunda neden olmasın cevabını verdim. Benden iletişim bilgilerimi aldı ve bana 1–2 gün içinde geri dönüş yapacaklarını belirtti. Ve kısacası Didem Soydan aracılığıyla şu an çalıştığım By Busto adlı ajansla tanıştım.

Size göre bir erkek model nasıl olmalı?

Her zaman bakımlı ve sporunu hiç bırakmayan, sadece görünüşüyle değil hareketleriyle de örnek teşkil edebilecek bir birey olmalı. Ayrıca bunun yanında belli bir kültüre ve bilgi birikimine sahip, girdiği her ortama ayak uydurabilecek, neşeli ve yeri geldiğinde de seviyeli, ciddi olmalı.


Best Model yarışmasına katılmayı düşünüyor musunuz?

Best Model yarışması, bugün binlerce modelin, bu yarışmada derece hayali kurarak ve bunun sonunda ünlü olmayı planladığı, ülkemizin ve hatta dünyanın en prestijli markası haline gelmiş bir yarışma. Bu yarışma sayesinde birçok model, dizi sektörüne geçiş yaparak önemli adımlar attı. Modelliğin bir sonraki adımının oyunculuk olduğunu düşünüyorum. Ben de bu sektöre girdiğimden beri oyuncu olmayı gerçekten çok istemişimdir. Çünkü gelecek nesillere iyi bir şeyler bırakmanın yolu, bilim ve sanattan geçiyor. Gelecekte sanatın bir parçası olmak amacıyla Best Model yarışmasına katılmayı düşünüyorum diyebilirim. Bu yarışma sayesinde ülkemize rol model olmuş insanların varlığı, bize bu yarışmanın ne denli önemli olduğunu gösteriyor. Ayrıca geçen gece, Ankara‘da yapılan moda haftası etkinliklerinde karşılaştığım Sn.Erkan Özerman ile konuştuğumda benim bu sene kesinlikle yarışmaya katılmam gerektiğini söyledi. Umarım bu benim için önemli ve hayırlı bir karar olur.

Modayı yakından takip ediyor musunuz?

Bu işte devamlılığı sağlayabilmek için her modelin modayı yakından takip etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden modayı yakından takip ediyorum. 

Bir erkeğin gardırobunda olması gerekenler nelerdir?

Üniversite son sınıfta, okuduğum bölüm nedeniyle stajyer öğretmenlik yaptım bir sene boyunca. Bunun sonucunda da haftada en az 2–3 gün takım elbise giymem gerekiyordu. Bu sebepten anladım ki bir erkeğin gardırobunda en az 3–4 takım elbise ve bu takımlarla kombin yapabileceği en az 10–15 gömleği olmalı. Kravatları onun zevkine kalmış. Ayrıca günlük hayatta giyebileceği şık ve rahat kıyafetleri olmalı. Bunun dışında da gece hayatında giyebileceği farklı tshirt ve pantolonları bulunmalı.

Sevgiliniz var mı? 

Bir erkeğin gardırobunda olması gerekenlerden biri de…  Pardon sorular karıştı. Evet, yaklaşık 2 aydır birlikte yaşadığım bir sevgilim var.  Ara sıra kavga etsek de çok iyi anlaşıyoruz. Kavga ettikçe bunu daha iyi anlıyorum ve o kişi şu an dünyada en çok değer verdiğim insanlardan biri olmayı başardı bu kısa sürede.

Bulunduğunuz ortamlarda tacize maruz kaldığınız oluyor mu?

Tacize maruz kalacağımı düşündüğüm ortamlarda pek bulunmuyorum desem! Fakat insanların gözleri ile yaptığı şeyler de taciz tanımına giriyor ise bazen buna maruz kaldığımı düşünüyorum.


GQ'daki pozlarınızı konuşalım biraz da...

GQ ile çalışırken gerçekten kamera önünde ve kamera arkasında çok iyi bir ekip vardı ve biz bu ekiple 1 saat içinde kaynaşarak o kadar güzel fotoğrafların ortaya çıkmasını 4–5 saat gibi kısa bir sürede sağladık diyebilirim. Ayrıca son çekildiğimiz pozda, o an bana uygun pantolon bulunmaması sebebiyle iç çamaşırlı kalmam komikti. Bak bunu da ilk kez söylemiş oldum.

İleriki dönemlerde neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Öğretmenlik çok güzel bir meslek… Ama yaptığım stajlarda dışarıdan görüldüğü kadar kolay bir meslek olmadığını anladım.  İlk olarak kendi alanımla ilgili çalışmayı çok istiyorum. Bu, özel şirketler de olabilir. Fakat özel şirketler, askerlik ile ilişki istemiyor ve en az 2 yıl tecrübe istiyor. Bu durumda da yeni mezun olmuş bir insan çıkmaza düşüyor ister istemez. Fakat elimde modellik gibi birçok insanın yapmak isteyip yapamadığı bir meslek dalı var. Bu yüzden askerlik görevimi yerine getirdikten sonra kendi iş alanıma yönelip aynı zamanda modelliğe de devam etmeyi düşünüyorum. E tabi askere gitmeden önce  KPSS ve Best Model yarışması gibi hayatıma yön verecek önemli aşamalar da var.

17 Şubat 2013 Pazar

Yattık Kalktık Hop Burdayım !



Uzunca bir zaman sonra tekrardan aranızdayım. Styling işlerinden ötürü blogla pek ilgilenemiyordum. En son İntizar'a, albüm fotoğraf çekimleri için moda tasarımcısı Figen Üntürk'ten aldığım kıyafetlerle styling yaptım. Bu stylingle alakalı herkesten olumlu yorumlar geldi. Çok teşekkür ediyorum. Dikkatimi çeken 2 albüm var bu sıralar. Biri İntizar - Aşk Yağmurları diğeri de Gülşen - Beni Durdursan Mı? İntizar'ın albümünü merak etmemin sebebi, bu defa sözlerdeki belirgin derinlik. Duyduğum birkaç parçanın sözleri, ustaca işlenmiş şiirler gibi. Albümü yakında piyasaya çıkacak. Alıp dinlemenizi tavsiye ederim.


Gülşen, en son ''Önsöz'' albümünü yayınlamıştı. Aradan 3 yıl geçti. Uzun zamandır beklediğim albümlerden biriydi ''Beni Durdursan Mı?''. Albümün çıkış parçası olan ''Yatcaz Kalkcaz Ordayım'', 14 Şubat'ta yayınlandı. Şarkıda tam bir Yıldız Tilbe havası var. O da söylese olurmuş yani. Ama Gülşen'de de o kadar şık ve sevimli durmuş ki, birkaç gündür dinlemekten kendimi alamıyorum. Şarkının altyapısında yoğun bir kemençe var. Bu durumu Gülşen'in Ordulu olup hafiften yöresel bir tat vermek istemesine bağlayanlar da var. Gülşen, çok akıllı bir kadındır. Geçen albümünde de oryantal öğeler barındıran ''Bi An Gel'' ile çıkış yapmıştı. Amacı, ilk olarak albümünü oryantal ruhlu kültürümüze sevdirmekti. Yine aynı düşünceyle yola çıkmış. Albümdeki diğer şarkıların adlarını da okudum. Gayet çatlakçaydı. Umarım diğer parçaları da çıkış parçası kadar güzel çıkar. Hepiniz gibi ben de 18 Şubat'ı bekliyorum. Stylinge gelince... Yatcaz Kalkcaz Ordayım klibi için Bahar Kongel ile çalışmış. Daha ne olsun ! Klibi Murad Küçük çekmiş. O yüzden klip konusunda aklım biraz bulanık. Efsane geri döndü. Hep beraber efsanenin dönüşünü izleyeceğiz. Şimdiden iyi seyirler...

3 Ocak 2013 Perşembe

Mor ve Ötesi'nin Beklediği Güneş



Mor ve Ötesi, yıllardır dinlediğim, Avrupai tarzıyla ön plana çıkan, bende ayrı bir yeri olan rock grubudur. Şimdiye kadar grubun konserine bir kez gidebildim. O da Dünya Yalan Söylüyor albümünün çıktığı sıralardı. ( O albümü, cd çalarımdan hiç çıkartmadığımı hatırlarım. ) Grubun solisti Harun Tekin, bembeyaz yüzüyle TRT binasına girerken, o kalabalık ve kızların çığlıkları görülmeye değerdi. Tekin'in star edasını hep sevmişimdir.

Geçen hafta grubun yeni albümü Güneşi Beklerken'i dinledim. Dünya Yalan Söylüyor'dan sonra en beğendiğim albüm, bu albüm oldu diyebilirim. Parçaların sözleri üzerinde, ciddi anlamda çalışılmış. Her biri şiir gibi. Zaten albümü satın aldığınızda, mini bir şiir kitabı da satın almış gibi oluyorsunuz. Bu albümün, grubun olgunluk albümü olduğunu düşünüyorum. Parçalarda grubun yine o eski protest tavrına rastlamak mümkün. Şahsen albüm beni tatmin etti. Bakalım grubun hayranlarını da aynı ölçüde tatmin edecek mi? Albüm, 12 parçadan oluşuyor. En beğendiğim parçalar: Güneşi Beklerken, Oyunbozan, Tamiri Mümkün Kalbinin, Boş Bir Dünya. Özellikle Boş Bir Dünya, beni çok etkiledi. Kesinlikle albümün en iyi parçası.

Albümün ilk klibi, Oyunbozan adlı parçaya geldi. Klip, Murat Onbul yönetmenliğinde bir spor salonunda çekildi. Klibin, gayet yalın bir havası var.

22 Aralık 2012 Cumartesi

Bir Türkan Bir Röya



Şimdi Gerdan Kırma Zamanı

Gece kulüpleri, radyolar, sosyal medya ''Türkan'' dedi, Demet Akalın da bu çağrıya ve beğeniye kayıtsız kalamadı ve #giderli16 albümünün 2. klibini Türkan adlı parçasına çektirdi. Sözü Ayla Çelik'e, müziği Gökhan Tepe'ye ait olan parçanın klip yönetmenliğini Müjdat Küpşi yaptı. Styling, Bener Hamamcı tarafından yapıldı. Ayrıca klipte Nur Yerlitaş'ı görmek mutlu etti. Bu ara nereye gitsem ya Demet Akalın'ın saç rengi ya da Türkan konuşuluyor. ''O Türkan yok mu o Türkan'' diye şarkıyı mırıldananları görüyorum. İnsanın kanını kaynatan bu şarkı için ''Ölüyü diriltir.'' demek yerinde olur. O zaman ne yapıyoruz? Türkan'ı açıp karşılıklı gerdan kırıyoruz.

// Türkan, bu hafta Kral Fm Top 10'da 1 numara ve TTNet müzik En Çok Dinlenenler ve En Çok İndirilenler'de ilk 3'te. //


Röya Kimi Mahnı 

Röya... TTNet müzik'te ve Youtube'de birçok kez karşıma çıktı. Ama her defasında es geçtim. Aradan biraz zaman geçti ve bir fotoğrafçı arkadaşım klibini yolladı. Bu sefer merak ettim, bir bakayım dedim. Dinledim, takılı kaldım. Cidden çok farklı bir şarkı ve yorum. Röya, Azerbaycan'da bayağı tanınan bir sanatçıymış. Türkiye'de de sözü ve müziği Soner Sarıkabadayı'ya ait olan ''Gönder'' adlı parçayla bir çıkış yapmak istemiş. ( Aranje ve back vokalde Mustafa Ceceli'yi görüyoruz. ) Gönder, araştırdığım kadarıyla kısa sürede yüksek bir dinlenme sayısına sahip olmuş. Müyap ( Youtube ) üzerinden dinlenme sayısı, şimdilik 260.000. Albümde, akustik ve remix olmak üzere parçanın 2 versiyonu daha bulunuyor. Bu ara sürekli dinlediğim 3 şarkıdan biri ''Gönder''.

18 Aralık 2012 Salı

2012'nin En İyi 20 Şarkısı



2012 yılı, Türkiye müzik sektörü açısından oldukça renkli bir yıl oldu. ''Aranjör albümü'' furyası, bu yıl iyice baş gösterdi. Bir de işin güzel yanı, bu albümlerin birçoğu tuttu. Bu albümlerde yer alan şarkılar, radyolarda ve müzik kanallarında sıkça döndü. Bu şarkıların yanı sıra bu yıl Gülşen ve Sinan Akçıl'ın yazdığı / yorumladığı şarkılar, listelerde üst sıralarda yer aldı. Aranjör Ozan Çolakoğlu'nun albümünde yer alan Seyre Dursun Aşk ( ft. Gülşen ), Aşk Gitti Bizden ( ft. Tarkan ) şarkıları ve Sinan Akçıl'ın Fark Atıyor adlı şarkısı, Nielsen ve diğer listelerde zirve yarışındaydı. Diğer bir ses getiren aranjör albümü ise Erdem Kınay'ınkiydi. Proje adını verdiği albümden en çok tutan şarkı Rota ( ft. Demet Akalın ) oldu. Göksel, yılın başında çıkardığı Bende Bi' Aşk Var albümü ile çok konuşuldu. Albümün karanlık ve retro havası, şarkıların mistik duruşu, albümü başarıya götüren nedenlerden birkaçı. Bu durumlara bağlı kalarak 2012'nin en iyi 10 Türkçe şarkısını seçtim. İşte o liste:

( Listede herhangi bir sıralama yoktur. )

1-) Ozan Çolakoğlu feat. Gülşen - Seyre Dursun Aşk
2-) Sinan Akçıl - Fark Atıyor
3-) Ozan Çolakoğlu feat. Tarkan - Aşk Gitti Bizden
4-) Murat Dalkılıç - Bir Güzellik Yapsana
5-) Ziynet Sali - Alışkın Değiliz
6-) Manga feat. Yıldız Tilbe - Hani Biz
7-) Erdem Kınay feat. Demet Akalın - Rota
8-) Sıla - İmkansız
9-) Göksel - Acıyor
10-) Emir - Sudan Sebep


Avrupa ve Amerika listelerine baktığımda görüyorum ki bu yılın en çok dinlenen şarkısı PSY - Gangnam Style. Yıllardır merak ederdim Uzakdoğu'dan ne zaman bir şarkıcı çıkıp dünyayı sallayacak diye. O da bu yıla nasipmiş. Gerçi ne şarkıyı ne de şarkının dansını sevdim. Bu da ayrı bir konu. Gangnam Style'dan sonra en çok dinlenen şarkılar, Calvin Harris ve Rihanna'nın şarkıları oldu. Where Have You Been ve We Found Love adlı şarkılar, 2011'in sonlarına doğru çıkmış olmalarına karşın 2012'nin sonlarında da halen dinleniyor oluşları nedeniyle gözardı edilemezler. Ama bu şarkılar, 2011'de yayınlandığı için listeye alamadım. Rihanna'nın bu seneki hiti Diamonds, listede yerini aldı. Rihanna - Unapologetic, Lana Del Rey - Born To Die: The Paradise Edition ve One Direction - Take Me Home, 2012'nin en çok konuşulan ve satan albümleri. 2012'nin en iyi 10 yabancı şarkısı:

( Listede herhangi bir sıralama yoktur. )

1-) Rihanna - Diamonds
2-) Calvin Harris feat. Florence Welch - Sweet Nothing
3-) Lawson - Standing In The Dark
4-) Lana Del Rey - Ride
5-) Ellie Goulding - Anything Could Happen
6-) Far East Movement feat. Justin Bieber - Live My Life
7-) Chris Brown - Don't Wake Me Up
8-) PSY - Gangnam Style
9-) One Direction - Live While We Are Young
10-) Pink - Try

9 Aralık 2012 Pazar

Elektronik Müziğin Cool Kızı Geri Döndü !



Ayşe Hatun Önal, müzik kariyerine ''Sonunda'' adlı albümüyle başlamıştı. Albümden ''Çeksene Elini'' parçası, o dönem sözü ve altyapısıyla oldukça ses getirmişti. 2008' de Erdem Kınay'la çalışıp kaydettiği stüdyo albümü ''Sustuysam'' ı yayınladı. Bu albümle, elektronik müziğin cool kızı olduğunun altını çizmiş oldu ve Boğaziçi Üniversitesi'nden elektronik müzik dalında En İyi Albüm ödülünü kazandı. Genel anlamda bakıldığında Ayşe Hatun Önal'ın, kendini belirli bir çizgi dahilinde anlattığını görüyoruz. Ve o çizgi her daim yukarıyı gösteriyor. 

Uzun süredir suskunluğunu koruyan elektronik müziğin cool kızı, sonunda geri döndü. Hem de ne dönmek... Birol Giray'la yaptığı single çalışması, standartların çok üzerinde olup trance türünde. Adı ''Sen ve Ben''. Albümde Sen ve Ben'in bir de club versionu var. Sen ve Ben'in sözü Ayşe Hatun Önal'a, müziği Birol Giray'a ait. Albümün kapak fotoğrafında, Avrupa'da elektronik müzik icra eden bir grup gibi görünüyorlar. Ayşe Hatun Önal'ı özleyenler, eminim bu çalışmadan tatmin olacaklar. En yakın zamanda kendisinden albüm bekliyoruz.

Sen ve Ben'i dinlemek için: http://www.ttnetmuzik.com.tr/#album-Sen_Ve_Ben-270432

7 Aralık 2012 Cuma

Türkiye Bu Şarkıya Hasta Oldu !



Hande Yener, Kraliçe adlı albümünün çıkış parçası ‘’Hasta’’yı, dün müzik severlerin beğenisine sundu. Saat 21.00’dan itibaren Turkcell Müzik’e kitlenenler, Hasta’yı dinleyip sosyal medyada küçük çaplı bir kasırga yarattılar. #hastaeder hashtagı, birçok Twitter kullanıcısı tarafından tweetlendi ve kısa sürede tt listesine girdi. Peki Hande’ye Neler Oluyor? adlı albümden beri süregelen bu yükseliş döneminin sebebi nedir? Tabii ki Sinan Akçıl ve Hande Yener’in müzik anlayışlarının, vizyonlarının uyuşması ve yaşanılan coğrafyaya uygun, anlaşılabilir parçaların ortaya çıkarılması, sunulması. Bu bağlamda başarı da kaçınılmaz oluyor.

Hasta, sözleri itibarıyla ilk paylaşıldığı gün beni çok etkilemişti. Müziği ve altyapısı, Hande Yener’in en pop dönemine tekabül eden ‘’Acele Etme’’ dönemini anımsatıyor. Youtube, Facebook ve Twitter’dan tüm yorumları takip ettim, inceledim. Hasta, herkesten tam not almış. Görünen o ki; bu şarkı, tüm Türkiye’yi hasta etmiş. İyi dinlemeler…

Hasta’yı dinlemek için: http://turkcellmuzik.com/#!/en-iyi-100/--/sarkilar/sonhafta/turkce/---/canli-yayin

Söz: Sinan Akçıl  Müzik: Emrah Karaduman

Kısa Kısa…

— Kraliçe albümünde yer alan ve henüz yayınlanmayan ‘’Tribe Gir’’ adlı parça, The Do’nun Slippery Slope ‘undan uyarlanmış. Sözler, Sinan Akçıl tarafından yazılmış.

— Kraliçe albümü, 12.12.12. tarihinde çıkacak ve Hande Yener, o gün albümünü Saba Tümer’in programında ilk kez tanıtacak.

4 Aralık 2012 Salı

Bruno'lu Biscolata



Bu Defa Olmuş!

Carlos Martin'den ötürü sevdiğimiz Biscolata reklamları bitti. Yerine farklı modellerle, hız kesmeden çekilen Biscolata reklamları geldi. Ama Carlos'suz olanlar, seyirciyi bir türlü kesmedi. Birkaç gündür Biscolata Starz Mocha reklamı gündemde. Hem de en Bruno'lusundan. İzledikten sonra ''İşte bu defa olmuş!'' dedim. Sanırım İspanyollara ya da Latin Amerikalılara karşı bir sempatimiz var. Doğallığı seviyoruz.

Brunooo!

Biscolata Starz Mocha reklamında oynayan modelin adı Bruno Amora. Brezilyalı. Kendisiyle bir avmnin tanıtım fotoğrafları çekilirken tanışmıştım. Stüdyoya girip ''Merhaba, ben Brunooo!'' demişti herkesi tek tek gezerek. Tabii ben Bruno'nun, Ziynet Sali'nin Her Şey Güzel Olacak klibinde oynayan çocuk olduğunu anlayamadım o dakika. Aradan birkaç gün geçtikten sonra şimşekler çaktı beynimde. Bruno ile böyle de bir anım var.

İşte çok konuşulan o reklam filmi de şu:



22 Kasım 2012 Perşembe

Geçmişten Bir Dilek ve Güzel Kafalar

DRUNK

Geçtiğimiz hafta, hem benim açımdan hem de müzik dünyası açısından oldukça hareketliydi. Bir anda kendimi albümlerin, kliplerin ve Ozan Eicher ile gerçekleştirdiğimiz Drunk adlı çalışmanın içerisinde buldum. Drunk'ı önceden de belirttiğim gibi güzel kafalarda çektik. Cihangir'de, eski evlerin bulunduğu bir yokuşu sarhoş olarak yürüdüm. ( Bu durum bayağı bir tekrar edildi. ) Concept gereği poz vermedim tabii ki. Sürekli yürüdüm ve dans ettim. Ortaya da görmüş olduğunuz çalışma çıktı. Stylingim, Ali Koç tarafından yapıldı. Kendisinin rocker çizgisini çok beğeniyorum. Toplamda 4 fotoğraf çıkarttık. Bir tanesi lomography türünde...




ELEKTRİBİK HANDE

Albümü merakla beklenen üç isimden ( Gülşen, Hande Yener, Demet Akalın ) biri olan Demet Akalın, müzik dünyasına sıkı bir giriş yaptı. Sosyal medyada, özellikle ttnet müzik'te #yılan, #giderlişarkılar ve #nebüyükaşk parçaları oldukça ilgi görüyor. Bir diğer merakla beklenen isim olan Hande Yener, Twitter'dan #tribegir hashtagıyla Tribe Gir adlı parçasının sözlerini paylaşarak 5 dakikada dünya gündemine girdi. #tribegir, sözleri itibarıyla tam bana uygun bir şarkı. Altyapısı da duyumlarıma göre elektronikmiş. Yani Hande'nin elektronik müzik dönemini sevenler, bu parçayı da seveceklerdir diye düşünüyorum. Şarkının sözleri: 

Bak bak şuna bak / Şu sahte gülene bak / Ben yine aşığım / Sana ne olacak?
Vah vah sana bak / Konuşma bana bak / Ben sana karşıyım / Sanma ki duracak
Tak tak / Şuna tak buna tak / Yeter ya / Sensizlik iyi geldi / Kafam da çok rahat

Tribe tribe tribe gir / Hissettiğim sana değil / Bir soru cevabı bil / Hiç başlayamadan bitmişe ne denir?

Söz: Sinan Akçıl

GEÇMİŞTEN BİR DİLEK

1971 İsviçre - Brugg doğumlu Genç Osman Yavaş, Mavi Sakal grubunun en parlak dönemindeki solistiydi. Zaten birçoğumuz da Mavi Sakal'ı onun sayesinde anımsarız. İki Yol parçası, o dönem tüm rockerların dilindeydi. Halen ''Nereye, nereye, nereye gideyim?'' deyince ''A evet hatırladım!'' sesleri yükselebilir ortamlarda. Genç Osman Yavaş'ın, cool ve soğuk duruşunu severim. Şimdilerde yine bir çalışmayla müzik dünyasına geri döndü. Üstelik çocukluk aşkım Aylin Aslım'la düet yapmış. Çok da güzel olmuş. Naif, insanın kafasını dinlenildiği an dümdüz yapan bir parça. Adı: ''Dilek Tutmak''.

12 Kasım 2012 Pazartesi

Dinlerim Böyle Aşkın Izdırabını



Sakin Olmam Lazım, Tanışma Bitti ve Sandık isimli albümleriyle kalitesini / marjinalitesini kanıtlayan Hayko Cepkin, ilginç sahne performansları ile de adından sıkça söz ettirmişti. Her albümünde farklı bir konuya değinen Cepkin'in bu defa irdelediği konu ''Aşk''. Diğer albümlerindeki gotik rüzgarın yerine bu albümünde elektronik etkiler göreceğiz. Günümüz ilişkilerine, karmaşıklık, takıntılı olmak, bağımlılık, alışkanlık hallerinin izdüşümü olan iç dünya üzerinden yorum getiren Cepkin'in albümüne verdiği ad ''Aşkın Izdırabını...''

Aşkın Izdırabını..., 6 ay süren yoğun stüdyo çalışmalarından sonra ortaya çıkmış olup alternatif müzik dünyasına yine bomba gibi düşeceğe benziyor. Albümde yer alan şarkıların adları:

1) Paranoya
2) Geç Kaldım
3) Platonik
4) Kabulleniş
5) İçgüdü
6) Aşk Kitabı
7) Tek Gecelik
8) Tükenmiş
9) Takıntı
10) Kıskançlık
11) Paranoya ( Klasik )
12) Geç Kaldım ( Akustik )
13) Platonik ( Elektronik )
14) Boynuz Track

2 Kasım 2012 Cuma

Her Şey Güzel Olacak !



Ziynet Sali, geçen hafta hepimizi resmen ağlattı. Sonsuz Ol adlı son albümündeki Sinan Akçıl imzalı ''Her Şey Güzel Olacak'' parçasını, Nihat Odabaşı yönetmenliğinde kliplendirdi. Ama ne klip... Julia Roberts filmleri tadında, içten, doğal, oldukça acıtan bir klip olmuş. Ziynet Sali'nin bu kadar iyi bir oyunculuk sergileyeceğini tahmin etmezdim. Şarkının hissiyatını son derece zirve bir şekilde lanse etmiş. Klipte Ziynet Sali'ye Brezilyalı model Bruno Amora eşlik etmiş. Burun direğini sızlatan bu klibi en fazla 3 kere izleyebildim. Benden söylemesi...

30 Ekim 2012 Salı

Atarlı, Giderli, Aşklı Müzik Dünyası




Atara Atar Gidere Gider

Demet Akalın, müzik dünyasının tabiri caizse en harbi kadın sanatçılarından biridir. Neyse odur, aklına ne geliyorsa pat diye söyler. Şarkılarında da bu tutumunu görüyoruz zaman zaman. Demet Akalın'ın şarkıları genelde bildiğimiz gibi ilişkiler üzerine kurulu olur. - Hep de söylenen sözler doğrudur. - Hatta şimdiki aşkların ''Demet Akalın Şarkıları'' gibi yaşandığını her ortamda söylerim. Akalın'ın yeni albümü yakında müzik severlerle buluşacak. Sanat hayatının 16.yılı nedeniyle adını #Giderli16 koymuş. Twitter'dan #Giderli16 için kimlerle çalıştığını yazdığından beri bu albümü merakla bekliyorum. Sound olarak yine standartların çok üstünde bir iş çıkarıldığına şüphem yok. Bütün pop çalan clublarda yine Demet Akalın'la coşacağız. Kasım ayının ikinci haftası müzik marketlere koşuyoruz !

Akçıl'dan Acıtan, Hissettiren Klip 

Sinan Akçıl, albümündeki en sevdiğim slow parçasına ( Öylesine ), Kemal Doğulu yönetmenliğinde klip çektirmiş. Klipte kadraj geçişleri olsun, renkler olsun her şey çok düzgün. Zengin bir içerik sunulmuş. Özellikle Akçıl'ın ağladığı yakın planlar, doğal ve oldukça başarılı. Bu klip için Louvre Müzesi'nin bahçesi kullanılmış özel izin alınarak. Bu arada Akçıl'ın yeşil takım elbisesine hayran kaldığımı da söylemeden geçemeyeceğim. Şimdiden iyi seyirler...

12 Ekim 2012 Cuma

Lana Del Rey, Batı Amerika, Ride



Uzun zaman sonra bir klibi kendimden parçalar bularak izledim. Klip, gerek hikayesi gerekse başarılı castı ile gönlümü fethetti. Kullanılan Batı Amerika conceptini ve Lana Del Rey'in stylingini kusursuz buldum. Her kombin, nesne, sahne orijinaline sadık kalınarak yansıtılmış. Lana'nın first lady çizgisinden tamamen arındırılıp daha samimi bir görüntüye kavuşturulması yerinde bir karar olmuş. Klip, Anthony Mandler yönetmenliğinde çekilmiş olup styling Johnny Blue Eyes'a aittir. Hisli ve kuvvetli anlatımından ötürü son zamanlarda We Found Love'dan sonra izlediğim en iyi klip diyebilirim. Kısa film tadındaki klip, yaklaşık 10 dakika sürüyor. Şimdiden iyi seyirler...

2 Ekim 2012 Salı

Amsterdam'da Yalnızlık



Hande Yener slowları diye bir olgu vardır eskiden beri. ( Her ne kadar bu olguya electronic albümlerde ara verilse de ) Alınan Hande Yener albümlerinin içinden mutlaka 1 ya da 2 tane vurucu slow çıkar. Son albümü Teşekkürler'in vurucu slowu da Dön Bana'ydı. ( Söz - Müzik: Sinan Akçıl ) Yener'in hayranları, Twitter'da #dönbana hashtagıyla bu slowa klip istediklerini dile getirdiler. İstedikleri de oldu. Kemal Doğulu yönetmenliğinde Amsterdam'da Dön Bana'ya klip çekildi. 

Klip, Lana Del Rey ve Adele'in yayınladığı kliplerin modern versiyonu türünde. Yalnızlık, o hissiyat ciddi anlamda verilerek yalın bir dille anlatılmış. Klipte Hande Yener'in yine o mağrur yürüyüşünü görüyoruz. Styling konusu eleştiriye kapalı olmalı. Bir kusur bulmak zor çünkü. Yeni saç rengi, makyajı ve kıyafetleriyle Hande Yener, kelimenin tam anlamıyla ''olmuş''. Sinan Akçıl, Hande Yener, Kemal Doğulu ve Polat Yağcı bileşiminden güzel bir iş çıkmış ortaya. İyi seyirler...



1 Ekim 2012 Pazartesi

Eylülertesi


Geçtiğimiz yaza, Where Have You Been ve We Found Love parçalarıyla damga vuran Rihanna, şimdi de Diamonds adlı orta ritimli parçasıyla karşımızda. Parça, tam bir aşk ve sonbahar parçası. Sözleri itibarıyla iç acıtıcı bir etkisi olduğunu da söyleyebilirim. Tabii bu kişiden kişiye göre değişir. Bir de parçanın dikkat çeken bir yönü daha var. Sözleri ve dokusu, Lana Del Rey'in parçalarına benziyor. Genel olarak bakıldığında tanıtım için güzel bir çalışma, dinlenilesi.

/ So shine bright, tonight you and i 
 We're beautiful like diamonds in the sky
 Eye to eye, so alive
 We're beautiful like diamonds in the sky /



Emir Yargın... Türkiye'nin electroboyu. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi Türkiye'de electronic manadaki bazı tınıları, ilk defa Emir Yargın kullandı. ( Bazı dubstep öğeleri ) Emir Yargın, Tokat, Bu gece, Fucker Discotheque parçalarının bedenimizi ele geçirdiği zaman diliminden sonra şimdi de Eylül adlı duygusal klibiyle zamanımızı dolduracağa benziyor. Klip, We Found Love kafalarının yaşandığı postmodern bir klip. ( İbrahim Tatlıses'in klasikleşen ''Aşıksın'' adlı filminden izler de taşıyor. -1987- ) Klibin, hüzün dokularını ve anıları anlatım tarzı, dozunda olmuş. Emir Yargın'a bu tarz parçalar da yakışıyormuş, görmüş olduk.



10 Eylül 2012 Pazartesi

Dj Volkan Uça'dan Yeni Albüm Müjdesi



Volkan Uça, adına medyada çok fazla rastlamamış olsak da genç yaşına rağmen köklü işler yapmış bir Dj. Versace defilesinden tutun da Fashion Tv'nin o seneki güzellik yarışmasına kadar Dj olarak birçok referansı var. Genç yaşından itibaren kendini bu alana adaması ve bu alanda kendini kanıtlamaya çalışması, onu başarılı kılan nedenlerden... Daha önce Street adlı albümüyle müzik dünyasına albüm bazında ilk adımını atmıştı. - Albüm, başarılı altyapılarıyla dikkat çekiyor. ( http://www.ttnetmuzik.com.tr/#album-Street-248586 ) - Şimdi de 2. albümü ''İsimsizler'' ile bomba gibi geliyor. İsimsizler albümünün concepti şöyle; albümde featuring yapan kişilerin hepsi piyasada tanınmayan ( Noname ) kişiler. Bu albüm, hem Volkan Uça hem de albümdeki yorumcular için yeni bir basamak olacaktır. - Albümün en dikkat çeken yorumcusu Erkan Erol - Şimdiden iyi dinlemeler...

Photography: Nafiz Kalyoncu

6 Eylül 2012 Perşembe

Hasan Koca İle ''Androjen'' Üzerine Sohbet



Yeni çanta koleksiyonunuzun adı nedir? Koleksiyonunuzun hikayesini anlatabilir misiniz?

Çanta koleksiyonumun adı ''Androjen''. Sadece iş ( business ), sadece günlük kullanım... Bütün bu ''sadece'' leri yıkmak istedim, gözlerimizin aşina olduğu bir model örneğini cinsiyetsiz bir bakış açısıyla her tarza ve kullanıma uygun bir hale getirdim. Androjen'deki retro bakış açısı, klasik olanı yıktı ve her stile uygun bir kahraman çıkarttı ortaya. Yapan memnun, alan memnun.

Bu koleksiyonla hangi kitleyi yakalamayı düşünüyorsunuz?

Aslında özellikle bir kitle yok. Amacım kitle varlığını ortadan kaldırmaktı. Kitlesizim.


Koleksiyonda genel renkleri ( siyah, kahverengi ) kullanmışsınız. Nedeni nedir?

Siyah, antrasit, kahve ve tonları, gri ve füme renklerini kullanma sebebim, insanlara kendilerini daha güvende hissetme olanağı sağlamak. Ayrıca bu renklerle modelin retro karakterini de korumak istedim.

Daha önce farklı malzemeler kullanıyordunuz. Bu koleksiyonunuzda neden deriyi tercih ettiniz?

Deri, insanlığın varlığından beri insanların en önemli aksesuar materyalidir. Derinin doku ve görünümü, birçok tasarımcının ilham kaynağı ve vazgeçilmezi olmuştur. Bu etkenler, benim için de geçerli olduğu için deriyi kullanmak istedim. Ayrıca deri malzemelerin, psikolojik olarak insanların yalnızlık duygularını giderdiğini düşünmüşümdür. Her şey bir kenara atılabilir. Ama deri materyali olan parçalar, gitmesi gereken noktaya kadar gardroplarımızda kalmaya devam eder. Deri parçalarımızı, genelde özenle saklarız. Devamlılık, bu açıdan da insanın kendini daha fazla güvende hissetmesini sağlar.


İnternet üzerinden yeni çanta koleksiyonunuza ve diğer koleksiyonlarınıza nasıl ulaşabilirler?

Şu an internet üzerinden bir satış yapılmıyor kısmen. Ama Facebook sayfasından beğendikleri ürünleri, sayfamızdan iletişime geçerek ulaştırabiliyoruz. Ayrıca Galata'da bulunan Studio The Shop mağazasında bütün modeller mevcut, oradan rahatlıkla ulaşabilirler.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top