14 Temmuz 2011 Perşembe

Hande Yener / Bana Anlat Klip Çekimi

  
Hande Yener, yakında çıkacak olan albümüyle müzik piyasasına yine bomba gibi düşecek. '' Bana Anlat '' adlı parçası, listelerde üst sıralarda yer alıyor. Daha önce aldığım bilgilere göre stüdyoda çekilecek diye bekliyordum klibi. Fakat sahilde ve otelde çekim yapılmış. Şile / Ağlayankaya 'da çekilen klibin yönetmen koltuğunda Kemal Doğulu var. 08.00' den 21.30' a kadar süren çekimleri, otelin çevresinde yer alan kişiler ve müşteriler bir hayli merakla izlemişler. İşte klipten ilk fotoğraflar : 










12 Temmuz 2011 Salı

Cem Adrian Gecesi



Cuma gecesi, hüzne bürünmek için fazla enerjik bir gecedir. Ama biz geceye Cem Adrian'la başlayıp hüzünlendik. Romeo&Juliet adlı mekanda gerçekleşen konserin açık hava olmasını ayrı sevdim. Gecede '' İncir Reçeli '' filminden tanıdığımız Halil Sezai Paracıkoğlu'da vardı. Çok renkli bir kişilik. Kendisiyle fotoğraf çektirirken rakısını döktük. Sonra yenisini aldık tabi. İlerleyen saatlerde Cem Adrian'la düet de yaptı.


Cem Adrian, sahneye şaşadan uzak bir biçimde çıktı. İlk şarkısını söylemeye başladığı anda güzel bir sessizlik oldu. Kolları ve yakası taşlı olan, ön kısmı fırfırlı bir bluz vardı üzerinde.


'' Ben bu şarkıyı sana yazdım '', '' Bir melek ölürken '', '' Bana özel '' gibi eski şarkılarının yanı sıra yeni albümünden de şarkılarını seslendirdi. Beni en çok etkileyen şarkıları '' Herkes gider mi? '' ve '' Bana ne yaptın çocuk? '' oldu.

Cem Adrian, gecenin sonunda o sakin ve duru ses tonuyla '' Ben uzun vedalardan hoşlanmıyorum. O yüzden hepinize kısaca çok teşekkür ediyorum. '' dedi ve sahneden ayrıldı. Tabi hepimizi derinden etkilemiş bir şekilde bırakarak...  Ayrıca Almanya'dan gelen arkadaşımı kulisine kabul edip fotoğraf çektirdi. Cem Adrian'ın canlı performansı kesinlikle izlenmeli.

3 Temmuz 2011 Pazar

Manik Depresif Psikoz


    
Manik depresif bir kişi... Daha çok irdeleyeceğim konu, manik depresyonun, kişinin yaşantısına ve kendisine nasıl etki ettiği. Öncelikle manik dönem ve depresyon dönemi nedir bunları inceleyelim. Manik dönem, kişinin enerji fazlalığı yaşadığı, kendine aşırı güvendiği, çok fazla para harcadığı, çok fazla seks yapma ihtiyacı duyduğu, kendine ve giydiklerine çok özen gösterdiği bir dönem. Kişinin bu gibi davranışları, yaşantısını sekteye uğratmaktadır. Kişide kalıcı hasarlar bırakabilir. Ayrıca kişi sosyal açıdan rahatsız edici bir statüye düşebilmektedir. 

Depresyon döneminde ise kişi dışarıya çıkmak istemez, kimseyle iletişim kurmak istemez, bazen günlerce yıkanmadığı gözlenir. Artık hayattan herhangi bir beklentisi kalmamıştır. Bu durumda kişinin öğrenim hayatı ya da iş hayatına olan olumsuz baskı artmaktadır. Tüm bu hastalığa '' bipolar bozukluk '' da diyebiliyoruz. Bu hastalık, içerisinde kişinin bazı alışkanlıklarını içeren '' obsesif kompulsif bozukluk '' u da barındırabilir.


Bu hastalık, psikiyatrist kontrolünde ilaç tedavisi şeklinde giderilmeye çalışılmaktadır. ( Kullanılan bazı ilaçlar:  Citol, Meresa vb. ) 


  Yaptığım araştırmalara göre, ortalama 7-8 yıldır bu hastalıkla yaşayan kişiler, en az 1 kez intihara teşebbüs etmiş. Genellikle ilaç alım saatlerini unutuyorlar, cinsel konulardan bahsetmeyi seviyorlar, çok alıngan oluyorlar, sizi ya çok seviyorlar ya da hiç sevmiyorlar. Ayrıca bazı ileri vakalarda lityum tedavisi görenler mevcut. Lityum tedavisi alan hastaların senede 3-4 kez kan değerleri kontrol ediliyor.
      

30 Haziran 2011 Perşembe

Gül Ağış / Lug Von Siga Röportajım


 
Deniz Can Kutlu: Adınızın tersten okunuşu olan '' Lug Von Siga '' kurgusu hakkında bilgi verebilir misiniz?


Gül Ağış: Kendi ismimde bir markam olsun istemedim. Ama yabancı herhangi bir isim de olmaması gerekiyordu. Birden yazıp çizerken aklıma geldi. Fonotik olduğu için de von ekledim. Herkesin sıcak baktığı bir isim oldu.

D.C.K.: İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunusunuz. Bir zaman reklam ve medya sektöründe çalışmışsınız. Peki moda tasarımcılığına nasıl başladınız? 


G.A.: İlk üniversite Bilkent, doğru. İngiliz Dili ve Edebiyatı. Daha sonra Milano İstituto Marangoni, ardından Politecnico Di Design Üniversitesi Fashion Art and Design masterı. 16 yaşında Esmod / Paris 'e kabul edildim. Ancak annem izin vermedi. O zamanlar moda tasarımcılığı Türkiye'de daha çok yeniydi. Moda evleri vardı ama moda tasarımcıları yoktu. Sonra yine kendimi yaratıcı bulduğum sektörlerden biri olan reklamcılığa verdim. Ancak içimdeki ateş sönmedi. Çizmeye ve dikmeye devam ettim. Kendimi Milano'da buldum.


D.C.K.: Türkiye'den ve yurt dışından hangi isimleri giydirmek isterdiniz?

G.A.: Türkiye'den Elif Şafak'ı çok beğeniyorum. Cate Blanchett ve Kate Middleton'u giydirmek isterdim. Asil duruşu olan vakur kadınları beğeniyorum.


D.C.K.: Daha önce hangi markalarla çalıştınız?


G.A.: Dünya markalarından H&M, Mango, Zadig Voltaire, Naf Naf, Maxmara gibi birçok markaya tasarım yaptım. 



D.C.K.: Christian Dior'dan size bir teklif gelmiş. Fakat siz kabul etmeyip İstanbul'a geri dönmüşsünüz. Bu konuyla ilgili söylemek istedikleriniz nelerdir?

G.A.: Bu habere uzaktan bakıldığında hadi canım dedirtmiştir ama doğru. Annem ölüm döşeğindeydi. Seçim yapmam gerekiyordu. Davulun sesi uzaktan hoş gelir derler.Yaşayan bilir... Tabi ki çok onur vericiydi. En azından bir sene çalışmak isterdim.


D.C.K.: Sizce Türkiye'de insanların modaya bakışı doğru mu?

G.A.: Türkiye'de kavram karmaşası var. Tüm değerler içiçe geçmiş durumda. Stylist moda tasarımcılığı da yapıyor, celebrity de giydiriyor. Couture yapan pret a porter de yapıyor. Derinleşme çok az. Herkesin kendi alanında derinleşme çabasını etrafımdaki çok az bir grup insanda görüyorum açıkçası. Bu yüzden de doğru değil genelleme yapacak olursak.


D.C.K.: Önümüzdeki IFW 'de sizi de görebilecek miyiz? Önümüzdeki sezon bizi ne tür tasarımlar bekliyor?


G.A.: Eylül IFW'de yine olacağım. Kafamda iki ana tema oluştu. Birini seçeceğim ama karar vermiş değilim henüz. Kavramsal moda üzerine yoğunlaşmayı seviyorum. Defilelerim hep bir mesaj ve anlam içerikli. En son Patti Smith, Picasso'yla buluşursayı yapmıştım. Çok beğenilmişti. Umarım yine aynı duyguları yaşatabilirim.





D.C.K.: Tasarımlarınızda ilham aldığınız obje ya da subjeler nelerdir? 

G.A.: Gerçek tasarımcının radarları her an açıktır ve yaşam biçimidir. Yani her an beyni bilgi toplar, biriktirir.  Sinema, müzik, film, vintage mağazalarından tutun da okuduğu kitaptaki bir satırdan bile ilham alır. 

                                                                                 
                                                 
GUL AGIS
LUGVONSIGA
Karakol Bostan sok. No:13 Kat:3
Teşvikiye-İstanbul           

28 Haziran 2011 Salı

Ozan Eicher / Fotoğrafçılığı


 
Bugün sosyal medyada çokça takip edilen Ozan Eicher ile bir çekim yaptık. Kendisiyle hayatını, vizyonunu, fotoğrafçılığını ve bu zamana kadar hangi sanatçıları çektiğine dair konuştuk. Birçok etkinliğe katıldığını çektiği fotoğraflardan anlayabiliyoruz. İşte bu zamana kadar fotoğraflarını çektiği sanatçlar: 


Ozan Eicher'in annesi Türk, babası İsviçreli. ( Soyadını merak edenler için ) Uzunca bir zamandır İstanbul'da yaşıyor. İstanbul'un kendisine olduğu kadar fotoğrafçılığına da katkıda bulunduğunu belirtiyor. Ailesinin sosyokültürel durumunun getirisini de ekliyor.

Fotoğraf çekmeye öncelikle manzara ve portre fotoğrafları çekerek başlamış. Akabinde bir etkinlikler zinciri görüyoruz. Birçok sanatçının konserine giderek konser fotoğrafları concepti üzerinde çalıştı. Müzik dünyasının sahnesine aşina olduktan sonra modanın da dar ama derin arenasına geçiş yapıp tanıma süreci içerisine girdi. Geçtiğimiz sezon Istanbul Fashion Week'te çektiği fotoğraflardan bir video oluşturdu:


Ozan Eicher: '' Gelecek bana neler sunacak, ben neler yakalayacağım hep beraber göreceğiz. '' diyor.

Ozan Eicher ile çekim yaparken kendinizi çok rahat hissediyorsunuz. Görmek istediğiniz kadrajı size başarılı bir şekilde sunuyor. Sizler için, bu zamana kadar fotoğraflarını çektiği sanatçılardan oluşan bir seçki hazırladım.   Bugünkü çalışmamız da var içerisinde. Dikkatimi en çok Hande Yener fotoğrafı çekti. Bir heykeltıraş ustalığında işlenmiş.

                                                 Hande Yener

                                               
                                                 Sertab Erener
                               
                                               
                                                Mercan

                                             
                                                Aylin Aslım
   
                                               
                                                Nil Karaibrahimgil

                                               
                                                Jay Jay J.

                                               
                                               Emir Yargın
     
                                             
                                                   Serhat Kidil


                                              Deniz Can Kutlu

               
Ozan Eicher 'in tüm çalışmalarını takip etmek için : www.facebook.com/ozaneicher                   


                                              

27 Haziran 2011 Pazartesi

Murat Renay'la Her Telden Şarkılar


Geçtiğimiz Cuma günü, eğlenceli bir partiye katıldım. '' Murat Renay'la Her Telden Şarkılar ''. Söylenmeyen adlı kitabın yazarı Murat Renay, gecede hem djlik yaptı hem de geceye katılan konukların kitaplarını imzaladı. Hayal Kahvesi Bistro'da gerçekleştirilen partide dikkatimi çeken en önemli yön ( benimle beraber arkadaşlarımın da ) seçilen şarkılardı. Sertab Erener, Sia, Adele, Mina, Kelis, Hande Yener, Madonna, Lily Allen vb. sanatçıların parçalarıyla herkes çok eğlendi. Sahiden de her telden şarkılar tam kıvamında olmuş.


/ Söylenmeyen kitabı, bu zamana kadar varolan ve aksettirilmeyen birçok olguya ışık tutuyor. Toplum içerisinde farkedilmeyen, farkedildiğinde ise birçok kişinin ötelediği gerçekleri anlatıyor. Kitap, hem yazarın dünyasına yolculuk şeklinde hem de cinsel ayrımcılığı sorgulamaya yönelik bir yapıt. /


Gecenin sonunda Murat Renay'la tanıştık. Kitabımı imzaladı. Geceye Onur Baştürk, Zeynep Tunuslu gibi ünlü isimler de katıldı. Ben mekandan çıkarken Zeynep Tunuslu masasında söylenmeyen kitabını okuyordu. Hepinize öneriyorum. Şimdiden iyi okumalar.

23 Haziran 2011 Perşembe

Kemal Doğulu'nun Ev Daveti ve Röportaj

    
Kemal Doğulu, '' Bir Yerde '' albümü, '' Uzayda Aşk Var '' singleı ve '' Ters Köşe '' albümünden sonra şimdi de yeni albümüyle karşımızda. Maxi single şeklinde olacak olan projede 3 şarkı yer alıyor. Oynuyorum, Eyvallah ve Dene. Bir electro-pop, bir akustik, bir de alternatif-rock türünde şarkı var.


Oynuyorum adlı şarkısı, müzikalitesi ve sözleri açısından oldukça başarılı, electro-pop bir çalışma. Mixi ve aranjesi çok temiz. Söz ve müzik noname birine ait. ( Serhat Tekin ) Aranjesini ise Emre Bayar yapmış. Akustik çalışmasının sözlerini çok beğendim. Adı Eyvallah. İkinci bir '' Üzgünüm '' şarkısı diyebilirim. Kemal Doğulu'nun hitleri arasında kesinlikle yer alacak. Alternatif çalışmasının ( Dene ) henüz demosunu dinledim. Ama aranjeden sonraki halini düşünemiyorum bile. Bir hayli başarılı bir çalışmaydı.


    '' Oynuyorum '' parçasının sözleri :
 
    Çok farklı değil miydik biz eskiden?
    Zaman mı düşman, neydi yitip giden?
    Ya ben fazla kötümserdim çok
    Ya da sendin erken pes eden

    Yine de oynuyorum seni görünce
    Altmış, yetmiş, seksen
    Ah bir de sen benim içimi görsen...

    '' Eyvallah '' parçasının sözleri: 

    Ben başaramadım bu aşk oyununu
    Kapattım o defteri
    İnsin perde oyun sona erdi
    Eremedi şu akıl ne hesaba ne kitaba
    Yandım sayın, pas geçin beni

    Olmuş bitmişin hesabını tutamam ben
    Sıkıldım, çok sıkıldım
    Gelmiş, geçmiştir o zaten
    Oturup da ağlayamam ben
    Yoruldum, çok yoruldum
   
    Eyvallah sevene sevmeyene
    Dosta, düşmana, bütün herkese
    Beni bana küstürenlere... Ben gittim.


Kemal Doğulu, bu albümün herkese hitap edebilecek tarzda ve içerisinde her türü barındırdığını söylüyor. Albüm yakın zamanda çıkacak. İlerleyen günlerde kendi çıkış parçasına ve Hande Yener 'in '' Bana Anlat '' parçasına klip çekecek. Bu arada Hande Yener'in yeni albümüyle ilgili de şu sözleri söyledi: '' Bu şarkısı ne ki,  siz bir de diğer şarkılarını duyun. Hepsi çok iyi. '' Kemal Doğulu'nun başarı grafiği, her daim yukarıya doğru / sabit.


Aynı zamanda başarılı bir yönetmen olan Kemal Doğulu'ya, Lady Gaga'nın '' The Edge of Glory '' klibini nasıl bulduğunu sordum. Gayet güzel, ciddi anlamda para harcanmış bir 80'ler klibi olduğunu belirtti.

Ayrıca her iki tarafın yoğunluğundan ötürü artık Sıla'yla çalışmadığını söyledi. Merak edenler için; Sinan Akçıl'ın stylingini de Semih Güngör yapıyormuş.


Peki ev davetine kimler katıldı? Onur Yüksel, Barış Kocaman, Ufuk Onur Tapan, Koray Caner Öztürk, vitrindeyiz, pinkfreud, Semih Güngör, Murat Doğru, Seda Öztürk.


Kemal Doğulu, sorularımızı içtenlikle ve tüm samimiyetiyle cevapladı. Bizler için güzel bir masa hazırlanmıştı. Gecenin sonunda fotoğraflar çekildi. Tabi fotoğraf çektirdiğimiz duvarlardan Hande Yener'den Seda Sayan'a kadar birçok ünlü geçmiş. Hepimiz çok keyifli ve eğlenceli bir gece geçirdik. Albüm için hepinize şimdiden iyi dinlemeler...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top