3 Eylül 2011 Cumartesi

Emel Yalçın Röportajım



Müziğe nasıl başladınız? Albüm çıkarma fikri ne şekilde oluştu?

Lise yıllarımda radyo yayınları yapmaya başladım. Aklımda aslında hep şarkı söylemek vardı. Ve etrafımda buna radyo yayınlarıma konuk gelen bazı sanatçılar da dahil. Emel, sen şarkıcı olmalısın, sesin güzel, sen güzelsin ve sende o enerji var diye gaza getırenler de vardı tabi. Sesi, sadece banyoda güzel çıkanlardan değildim, farkındaydım ama kendimi her anlamda hazır hissetmem gerekiyordu. Radyo yayınlarım devam ederken bazı şarkıcıların albümlerinde vokal yaptım. Albüm öncesi şan eğitimi aldım. Doğru ekibi de bulunca radyoyu bırakıp albüm hazırlıklarıma başladım.

Bir Murat Güneş parçası olan '' Aşktan Ölelim '' ile çıkış yaptınız ve bir hayli tuttu. Murat Bey'le çalışmalarınız devam edecek mi?

Sadece Aşktan Ölelim değil, albümdeki pek çok şarkımın söz ve bestesi Murat Güneş'e aitti. Yeni çalışmalarımda da tabi ki Murat Güneş'le çalışmak isterim.
Radyo programcılığı ve sunuculuğu kimliğinden sonra sesinizle de iyi bir yer edindiniz. '' Endorfin '' adlı albümünüzü yayınladınız. Müzik kariyeriniz hayatınızda nasıl bir etki yarattı?

Çokemel, uzun yıllar radyo dinleyicisinin fenomeni haline gelmişti. O imajdan sonra çok iyi bir şey yapmam gerekiyordu. Dinleyicimin beklentisini karşıladığıma inanıyorum. Hayatımda pek bir değişiklik olmadı ama artık daha heyecanlı bir Emel var. Kendi şarkılarını söylemek, sahnede şarkılarına eşlik edilmesi, alkışlanmak muhteşem bir his.


Daha önce eşcinselleri destekleyici yönde bazı açıklamalarınız oldu. Bu konuyla alakalı söylemek istedikleriniz nelerdir?

Aşkın, dostluğun, cinsi, yaşı, ırkı, dili yoktur. İnsanlar seçme ve yaşama özgürlüğüne sahiptir.

Emel Yalçın vizyon konusunda yeniliklere açık mıdır?

Çok çabuk tükettiğimiz için yenilik şart. Görsel anlamda da müzikal anlamda da hep yenilikten yanayım.

Yıllarca '' Çokemel '' adıyla yaptığınız radyo programları vasıtasıyla birçok ödül aldınız. Yakın zamanda da '' En İyi Çıkış Yapan Sanatçı '' dalında adaylıklarınız oldu. Neler düşünüyorsunuz?

Ödül almak tabi ki insanı daha da şevklendiren bir şey. Yaptığınız işin takdir görmesi demek. Daha çok yolun başındayım ve pek çok ödüle şimdiden göz diktim.


Çokemel komik, seksi, neşeli bir radyo karakteriydi. Sahnede nasıl bir Emel Yalçın var arada yine Çokemel'den izler var mı?

Sahnede şarkı söylerken Emel Yalçın var, dinleyicisiyle dialogunda Çokemel var. Çok eğlenceli geçiyor dolayısıyla sahne programlarım. Müzik ve stand up iç içe diyebiliriz. Dolayısıyla çok eğleniyor dinleyicim. Seksilik konusuna gelince şarkı söylerken kendimi öyle hissediyorum. Şarkı bitiyor hop benim seksilikte bitiyor.

Yakın zamanda Özhan Özal'ın '' Bodrum Night 3 '' projesinde yer aldınız. Bu projeden Biraz bahsedebilir misiniz?

Özhan Özal, çok iyi bir dj ve aranjör. Bu projeyle ilgili teklif geldiğinde çok heyecanlandım. Son Verdim Kalbimin İşine şarkısı benim çok sevdiğim ve Türk popunun altın şarkılarındandır. Çok bilinen ve Seyyal Taner'in yorumuyla hafızalara kazınan bir şarkı olduğu için biraz riskliydi aslında benim için. Fakat Özhan o kadar güzel bir aranje yaptı ki şarkıya, işvesi, cilvesiyle kendime çok yakıştırdım ve çok da beğenildi. Albüm en çok satanlar listesinde. Sürprizli bir klip gelecek yakında.


Buradan sizi sürekli takip eden ve dinleyen hayranlarınıza söylemek istedikleriniz neler?

Şarkılarıma sahip çıkıp o muhteşem sevgi ve ilgilerini benden eksik etmedikleri için çok teşekkür ederim. Yeni albüm çalışmalarım başladı. En kısa zamanda yeni şarkılarımı paylaşmak için sabırsızlanıyorum....

1 Eylül 2011 Perşembe

Madonna'nın Yeni Miladı: Nisan 2012 / Madonna's Neustart : April 2012



80'ler, 90'lar, 2000'ler ve şimdi de 2010'lar... Madonna, freshliğinden ve kalitesinden hiçbir şey kaybetmedi, kaybetmiyor. Son albümünü çıkarmasının ardından tam 3 yıl geçti. Şimdilerde yeni albümü için kolları sıvadı. Daha önce yeni albümü için David Guetta ile çalışacağı söyleniyordu. Fakat her nedense bu çalışma gerçekleşmedi. Ama şimdi bahsedeceğim olgu, eminim ki hepimizi daha çok sevindirecek. Madonna'dan, 98 yılında yayınlanan '' Ray of Light '' tadında bir albüm geliyor. Tabi buna bağlı olarak Ray of Light albümünün prodüktörlüğünü üstlenen William Orbit'le anlaşmış yine. Şu sıralar yeni albümü için stüdyoda kayıttalar. Albüm Nisan 2012'de piyasaya çıkmış olacak. Peki biraz Ray of Light albümünü hatırlamaya ne dersiniz?


Die 80er, 90er, 2000er und jetzt die 2010er... Madonna hat nichts an Qualität und Frische verloren und verliert auch weiterhin nichts. Nach der Ausgabe ihres letzten Albums sind jetzt bereits genau 3 Jahre vergangen. Jetzt hat sie die Ärmel für ihr neues Album hochgekrempelt. Es wurde vorher schon gesagt, dass sie für ihr neues Album mit David Guetta arbeiten wird. Doch, aus welchem Grund auch immer, wurde diese Zusammenarbeit nicht verwirklicht. Aber das Phänomen, von dem ich euch jetzt erzählen werde; darauf freut Ihr euch sicher mehr. Von Madonna kommt bald ein Album, im Geschmack von "Ray of Light", welches 98 rauskam. Natürlich hat sie jetzt auch eine Vereinbarung, mit William Orbit, der die Produktion von Ray of Light auf sich nahm. Zur Zeit sind die beiden im Studio und machen ihre Aufnahmen für das kommende Album. Das Album wird im April 2012 in den Läden erschienen sein. Was hält Ihr davon, uns an das Album "Ray of Light" wieder zu erinnern?


Ray of Light albümü, Madonna'nın değişen çehresidir bana göre. Kendisi de Like a Prayer albümünden sonraki en kişisel albümü olarak nitelendiriyor. Madonna bu albümünde, diğer albümlerinden farklı olarak electronic tınılara ağırlık verdi ve hayran kitlesini arttırdı. O yıl aday gösterildiği Grammy kategorilerinden 4'ünü kazandı.


Für mich ist Ray of Light, das Album, das veränderte Gesicht Madonna's. Sie selbst sieht es nach ihrem Album "Like a Prayer" als persönlichstes Album. In diesem Album, fügt Madonna anders als in die letzten, belastendere elektronische Klangfarben ein und vergrößert ihre Fanmasse. In diesem Jahr, gewann sie den Grammy für alle 4 kategorien, in denen sie nominiert wurde.


Albümün öne çıkan parçaları / Diese Songs stießen aus dem Album hervor

Frozen



Ray of Light ( Mtv'de yılın videosu seçildi. )



The Power of Good-bye



Nothing Really Matters




26 Ağustos 2011 Cuma

İngiltere ve Türkiye'den Eurovision'a Bakış



Eurovision Şarkı Yarışması'na katılacak ülkelerin seçeceği isimler, şimdiden merak konusu. Yarışma, bu sene Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de gerçekleşecek. Geçen Eurovision Şarkı Yarışması,  Almanya'nın Düsseldorf kentinde yapıldı. ( Azerbaycan adına yarışan Eldar ve Nigar, Running Scared adlı şarkısıyla 1. olmuştu. ) Favorilerim İsveç / Eric Saade ve İngiltere / Blue'ydi. Blue'nin I can adlı parçasıyla 1. olacağına kesin gözüyle bakıyordum. Gerek şarkı gerekse styling gayet üsttü. Grubun verdiği nude pozlar, magazinde sıkça yer aldı. ( Bu PR kurgusunu doğru buluyorum. Bir sanatçı ya da grup, başarılı olduğu kadar sansasyonları ile de ( Lady Gaga gibi ) adından - olumlu anlamda - söz ettirmeli. ) Neticede grup 1. olamadı ve bu birçok kişi için üzücü bir durum oldu.


İngiltere, 2012 yılı için yine iddialı bir isim arıyor. Geçtiğimiz haftalarda 90'ların altın gruplarından Spice Girls'in bu yarışma için biraraya geleceği konuşuluyordu. Zikredilen diğer bir isim ise Charlotte Church. Şahsen Spice Girls'in hem form düşüklüğü hem de performans düşüklüğü sebebiyle iyi bir sonuç elde edeceğini düşünmüyorum. 


Türkiye'ye gelince durum hiç iç açıcı değil. TRT'nin kendi başına buyruk seçimleri ve internette dolaşan sahte anketler oldukça insanların sinir katsayıları yükselecek. TRT'nin seçim kurulu, bu yıl fikir değiştirip kamuoyuna açık bir sistem geliştirirler umarım. Türkiye'nin Eurovision Şarkı Yarışması'nda başarılı olabilmesi için artık yarışmaya rock gruplarıyla değil Avrupai bir kadın solistle katılması gerekiyor.

2-3 yıldır anketlerde yer alan isimler ve yorumlarım:


Atiye: İskender Paydaş aranjeleri ile bana umut veren bir şarkıcıydı. Salla, Muamma ve Kal parçaları, ne kadar Avrupai bir sanatçımız var dedirtiyordu. Fakat bu çizgiden ayrılmaya başladığını görüyorum. Murad Küçük'ün klibini çektiği son şarkısı Budur haricinde albümdeki şarkılar pek dinlenesi değil. Canlı performansı ise bir hayli kötü. Sahneden sesini duymak mümkün değil. 


Emre Aydın:  Konserlerine en çok gittiğim sanatçıdır. Canlı performansı da iyidir. Fakat sahne showunun yalnızca dansçılar tarafından icra edilip sanatçının öylece durup şarkı söylemesine karşıyım. Bu faktörden ötürü, Eurovision için pop bir ismin uygun olacağını belirtmeliyim. Emre Aydın'ın vizyonu geniştir. Ama içinde bulunduğu müzik türünden ötürü bu yarışma için benim adayım değil.


Şebnem Ferah: Sesi ve sanatı konusunda söyleyeceğim herşey olumlu olabilir ancak. Ama biraz önce belirttiğim '' Eurovision'a pop bir isim gitmeli. '' söylemi, Şebnem Ferah için de geçerli.


Burcu Güneş: Burcu Güneş'in ses rengi, bana eskiden beri Sertab Erener'i anımsatmıştır. Zenci gırtlağına sahip bir sanatçıdır. Ama styling, klip ve şarkı konusunda çalıştığı isimler yanlış. Sahnedeki enerjisinin de negatif olması, Eurovision fikrine bir adım uzak kılıyor bu ismi.


Hande Yener: Hande Yener, sesi, showları, marjinalitesi ve vizyonuyla önceden beri Eurovision için seçilmeyi hakeden bir sanatçımız. Zamanında Romeo parçasıyla Avrupa'da ve Dünya'nın birçok ülkesinde dinlenmiştir. Daha önce eğer seçilirse electronic bir parçayla katılacağını söylemişti Twitter'dan. ( 94 yılında söylemiş olduğu without you parçası günümüz için az da olsa fikir verebilir. ) 




Gülçin Ergül: Sesi ve dans performansı ile Gülçin'de başarılı olabilirdi diye düşünüyorum. Birkaç gün önce Bruno Mars'ın Grenade parçasını söylediği video ile karşılaştım ve hayran kaldım. Amerika'dan Norah Jones çıkıyorsa bizden de bir Gülçin Ergül çıkabilir. ( Aday olarak - anket dışı - bahsedilmiştir. )

Katy'nin '' Friday '' i / @KathyBethTerry



Bu cuma son derece pozitif geçmeli diyorsanız mutlaka Katy Perry'nin son klibi '' Last Friday Night '' ı izlemelisiniz. Daha önce de film tadında ( American Pie ve benzeri gençlik filmleri ) kliplerini izlemiştim. Ama Last Friday Night parçasının klibi, Ur So Gay parçasının klibinden sonraki en sevdiğim klip diyebilirim. Ayrıca bu klibi izledikten sonra diş teli takan insanlara karşı bir sempati oluştu bende.

Wenn Sie auch der Meinung sind, dass dieser Freitag positiv verlaufen sollte, müssen sie unbedingt Katy Perry's letzten Videoclip "Last Friday Night" anschauen. Ich hatte auch vorher schon Clips im Filmgeschmack (wie z.B. American Pie und ähnliche Teenyfilme) gesehen. Aber ich kann sagen, der Clip von Last Friday Night ist mein Zweitlieblingsclip. An der Spitze ist der Videoclip zu Ur So Gay.



Klibin concepti akla hemen Ugly Betty'yi getiriyor. Dış dünyaya kapalı genç bir kız, uslu uslu elindeki bulmacayı çözerken aklını parti çeliyor. Ve değişim başlıyor. Kendisini daha önce farketmeyen yakışıklı, değişimden hemen sonra Kathy Beth'in yanına gidiyor ve olanlar oluyor.

Das Konzept erinnert direkt an Ugly Betty. Einem zur Außenwelt eher verschlossenes junges Mädchen, weicht der Party-Gedanke nicht aus, während sie ganz brav das Kreuzworträtsel in ihrer Hand löst. Und die Veränderung beginnt. Der hübsche Junge, der sie nie beachtete, nähert sich direkt nach der Veränderung zu Kathy Beth und das was passiert, passiert.


Klibin en komik kadrajları

Kathy Beth, odasındaki horozun ötmesiyle uyanıyor ve gece yaşadıkları aklına gelince boğuk bir ses tonuyla '' Friday ! '' şeklinde bağırıyor.

Kathy'nin değişimini gerçekleştiren arkadaşı, Kathy'nin dudağının üst kısmına ağda sürüyor ve Kathy ağdanın tadına bakıyor. 

Değişime uğrayan Kathy, merdivenlerden inerken kendisini daha önce farketmeyen yakışıklı genç, şaşkınlıktan ağzındaki içeceği püskürtüyor.

Yönetmen: Marc Klasfeld


Die lustigsten Gestaltungen vom clip; Kathy Beth wacht mit dem Krähen des Hahnes in ihrem Zimmer auf und nachdem ihr einfällt, was sie letzte Nacht alles erlebt hat, schreit sie mit einer heiseren Stimme "FRIDAY!".

Kathy's Freundin, die für ihre Veränderung verwirklicht hat, klebt Wachs auf ihren Oberlippenbereich und Kathy schmeckt den Wachs ab.

Während die veränderte Kathy die Treppen runter steigt, spritzt der hübsche Junge, der sie nie zu vor beachtete, sein Getränk vor lauter Überraschung aus seinem Mund heraus.

Regie: Marc Klasfeld  




23 Ağustos 2011 Salı

Vintage denilince... By Retro



Nasıl keşfettiğimi tam olarak hatırlayamasam da ilk gittiğimde saatlerce tek tek tüm ürünlere bakmıştım By Retro'da. Beyoğlu'nda vintage ürünler satan / kiralayan muazzam bir dükkan. Geçen sene bulunduğu pasajın girişinde padişah kıyafeti giymiş yabancı bir elemanı vardı. Amerikan aksanıyla '' By Retro '' diyordu. Şimdilerde bu tarzda bir tanıtım yapmıyorlar.





By Retro'nun kapısından girer girmez hangi dizilere kıyafet kiraladıklarına dair birçok çerçeve karşılıyor sizi. Öyle Bir Geçer Zaman Ki, Papatyam, Hatırla Sevgili vs. Özellikle Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinin ünlü karakteri Caroline'nin ordan giyindiğine dair olan çerçeve dikkatimi çekti.



Ortamın kokusu gayet retro. Duvarlarında yer alan film afişlerinin yanı sıra dükkanın arka tarafından gelen plak sesi insanı mest ediyor. By Retro'da, gözlükler, erkek ceketleri, kürkler, deri montlar ( Önceden Brad Pitt'in giydiği de vardı. ), gelinlikler, plaklar, elektrogitarlar, tüllü şapkalar, elbiseler, ayakkabılar, tiyatrolarda kullanılabilecek türde kıyafetler yer alıyor. Ayrıca istediğiniz conceptte kıyafeti tasarlayabiliyorlar. 

Tam olarak nerede olduğuna gelince;

İstiklal Cad. Suriye Pasajı No: 166/C Beyoğlu, İstanbul - Avrupa 

21 Ağustos 2011 Pazar

Can Bonomo Röportajım



Müziğe ne zaman ve nasıl başladınız? Biraz bahseder misiniz?

Müziğe 8 yaşında komşumuzun gitar çalışına özenerek başladım. Anneannemin isteği üzerine yan dairede elektro gitar çalan Zafer Abi'den müziği biraz kısmasını rica edecektim. Gittiğimde beni karşısına oturttu ve Beatles’ dan ve Kinks’ ten parçalar çalmaya başladı. Bayağı etkilendim ve gitar çalmaya karar verdim.

Meczup albümü ile dinleyicilerinize vermek istediğiniz mesaj ya da mesajlar nedir?

Meczup albümü başlı başına bir anlatım biçimi benim için. Bazı şeyleri anlatmak icin kelimeler kifayetsiz kalabilir. Ben Meczup’ta anlattığım şeyleri anlatmak için kelimelerden yeteri kadar yardım göremediğim için müziğe başvurdum. Çok yakın zamanda kulağıma çalınan bir hikaye geldi aklıma. Piyanonun başında senfonilerinden birini çalan Beethoven'a eserini bitirdiğinde sorarlar: Bu senfonide neyi anlatmak istediniz? Beethoven piyanonun başına geçer ve tüm senfoniyi baştan sona tekrar çalar. Bunu anlatmak istedim.



Bir dönem radyo programcılığı yapmışsınız, kısa filmler çekmişsiniz ve +18 adlı bir gençlik dizisinde oynamışsınız. Bu konu hakkında söylemek istedikleriniz nelerdir? ( Bu dönemleri açıklarsanız sevinirim. )

İstanbul’a, İzmir'den çok erken yaşta geldim. Bilgi Üniversitesi’ni kazanmıştım ama okul başlayana kadar çalışmam gerekiyordu. O dönemlerde bir radyoda ses prodüksiyonu asistanı olarak başladım. Sonra radyoculuk onun ardından da televizyonculuk yaptım. Bir yandan Bilgi Üniversitesi’nde sinema öğrencisiydim, dolayısıyla birçok kısa film çekiyor ve onları yayınlamaya çalışıyordum. Hepsi birbirine bağlı olarak gelişti. En son Show TV'de bir dizide oynadım. Her zaman en çok istediğim şey müzik yapmaktı. Müziklere devam ediyorum.


Can BONOMO- Bana Bir Saz Verin from CAN BONOMO on Vimeo.


38. Altın Kelebek Ödülleri kapsamında '' En İyi Çıkış Yapan Sanatçı '' ödülünü aldınız. Ödülle ve o geceyle alakalı neler söyleyeceksiniz?

Altın Kelebek çok prestijli bir ödül. '' En İyi Çıkış Yapan Sanatçı '' dalında aldığım ikinci ödül oldu. Bir diğeri de Radyo Boğaziçi ödülleriydi. İyi bir çıkış yaptığımın düşünülmesi beni çok mutlu ediyor. Bir yandan da insanların benden bir şeyler beklediğini düşünmemi sağlıyor. Dolayısıyla daha çok çalışıyorum. Daha çok üretiyorum. Bana insanların beni farkettiğini gösterdi. Ben yaptığım sanatı kendim için yapıyorum ve ne kadar çok insanla paylaşabilirsem ya da ne kadar fazla insan beni anlarsa yaptığım iş o kadar büyür. Sanat ödüllendirilir mi bilmiyorum ama bana hırs ve şevk verdiği kesin.

Genellikle giyim tarzınızı birçok kişi beğeniyor. Stylinginizle kim ilgileniyor?

Stylingim kimseye ait değil. Kendi kıyafetlerimle çıkıyorum her yere. Bana bir saz verin klibinin stylingini Umut Eker yaptı ama. Giydiğim şeylere karışılmasını sevmiyorum. Bana göre değil.

Meczup albümünüz 11 şarkıdan oluşuyor. Albümünüzde kimlerle çalıştınız?

Şarkıların söz ve müzikleri bana ait. Sadece bir şarkımızın (balon) müziğini Cem Özel yaptı. Albümün prodüktörü ve aranjörü Can Saban. Albümdeki çoğu enstrümanı da o çaldı. Albüm Ali Rıza Şahenk’e ait The FatLab’de kaydedildi ve mixing ve masteringleri de Ali Rıza yaptı. Albüm kapağımızı Dilan Bozyel çekti. İlk klibimiz Can Eskinazi ve 2. klibimiz de Can Saban tarafından çekildi. Umut Eker de sahne ve kliplerimizde styling yapıyor. Bir de albüm We Play etiketi ile çıktı.



Yeni albüm çalışmalarınız var mı? Eğer varsa sizi nasıl bir conceptte göreceğiz?

Yeni albümün kayıtlarına bir ay içerisinde başlayacağız. Concept olarak çok bir değişiklik olacağını düşünmüyorum. İstanbul müziği 2012'de nasıl olmak isteyecekse 2. albüm de öyle olacak. Çünkü biz İstanbul müziği yapıyoruz.

Buradan sizi her daim takip edenlere ve dinleyenlere söylemek istedikleriniz:

Ben de onları her daim takip ediyorum. Twitter'da ve Facebook'ta sayfalarım var. Sohbet etmek çok eğlenceli oluyor. Beni sevdiklerini ve koruduklarını hissediyorum. Bu çok hoş. Eksik olmasınlar, herşey adaletli, keyifleri yerinde olsun diyelim.

18 Ağustos 2011 Perşembe

Lady Gaga'nın Yeni Klibi '' Yoü and I '' ve Yorumum



Lady Gaga, 3. stüdyo albümü '' Born This Way '' de yer alan '' Yoü and I '' parçasını kliplendirdi. Klip, albümün 4. klibi. Klibin görüntü kalitesini ve marjinalitesini yüksek buldum. Birçok karakterin yer aldığı bu klipten anlıyorum ki Lady Gaga, 80'ler dalgasına kapılmış. Edge of Glory'de hem soundu hem de klibi açısından Cyndi Lauper ve 80'ler kokuyordu. Bu durumdan bir 80'ler sever olarak çok memnunum.


Klibin ilk sahnesi, protest bir sahne. Daha önce de Judas klibinde recm cezasına dikkat çeken Lady Gaga, Yoü and I klibinde günümüz kadınının maruz kaldığı işkence ve şiddete değinmiş. Deniz kızı olarak yer aldığı sahnede, '' İmkansız diye bir şey yoktur. '' söylemi geniş yer tutuyor. 


Genelde ikili ilişkiler üzerinden mesaj veren klibin beni en çok etkileyen kısmı; Lady Gaga'nın, Amy Winehouse anısına Amy'nin en sevdiği film olan '' Cry Baby '' nin ana karakterine bürünmesi. Johnny Depp'in başrolünü üstlendiği film, 80'lerin unutulmazları arasındadır. Lady Gaga'nın piyano çaldığı sahnede canlandırdığı bu genç erkeğin klipteki adı Jo'dur. 



Şarkının yapımcılığı, daha önce de ünlü '' Everything I do ( Bryan Adams ) '' şarkısının yapımcılığını üstlenmiş olan Robert Lange'e ait. ( AC/DC ve Def Leppard ile çokça çalışmış. )

Hepinize iyi seyirler...



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
back to top