60'lı yıllar, toplumda, modada ve politikada büyük değişikliklerin yaşandığı yıllardı. Gençler, özgür bir çember içerisine girmişti. Cinsiyet farklılıkları, gelenekler artık pek önemsenmiyordu ve pop müzik yükselişe geçmişti. Gençler, sırtını geçmişe döndürmüş, geleceğe yönelik tasarımlar bekliyordu. Modacılar, işte bu boşluğu doldurmak için yepyeni bir moda yarattı.
İngiltere orijinli olan bu akım, sonradan tüm dünya gençliğini kuşatan bir kurgu halini almıştı. Pahalı Paris modasının yerini, renkli ve rahat tasarımlar aldı. 60'lı yıllar, günümüz modasının ruhunu da ele geçirmiş durumda.
Cigarette olarak tanımlanan dar pantolonları, dar ve kısacık ceketleri, pastel renkleri, denizci giysilerini, çizgili t shirt ve bluzları, mini shortları sıkça görebiliriz.
Dantelli kumaşlar ve Fransız tülleri, abiye kıyafetlerde sıkça rastlanacak detaylardan. Önümüzdeki sezon erkeklerde de dantel öğesini göreceğiz.
Mini etek, kadınlar için tam bir devrim niteliğindeydi. Mini eteğin ortaya çıkmasıyla beraber modada birçok kavram türetildi. Ayrıca pop-art stilinden ilham alınarak puanlı ve çizgili giysiler üretildi.
Bu dönemde erkek ve kadın görünümünün paralel olmasından ötürü unisex kıyafetler de modaya giriş yapmıştır.
29 ay sonra '' Hayvan '' adlı albümüyle Nazan Öncel yine karşımızda. İlk olarak radyolarda '' Çirkin Olsun Benim Olsun '' şarkısını duyduk bu albümden. Şarkılarında kullandığı günlük konuşma dili, dinleyenlere her zaman bir yakınlık yansıtıyor.
Öncel, bu albümde Janti'nin yanı sıra, Mustafa Ceceli, Burak Yeter, Tufan Taş, Orkun Tunç, Özgür Yedievli, Taner Yurdunkulu gibi genç aranjörlerle çalıştı. Albümdeki tüm söz ve müzikler Öncel'e ait. Albüm toplam 11 şarkıdan oluşmakta. Albümün prodüktörlüğünü Akşit Togay, supervisorlüğünü Samsun Demir üstlenmiş. Sanat yönetmeni ise Nazan Öncel.
Albümü detaylı olarak dinledim. İşte şarkılar ve yorumlarım:
1) Normal
Alçak, hayvan, hain gibi espirili kelimelerin yer aldığı, ilişki sorgulayan, hareketli, eğlenceli bir şarkı.
2) Bebek Sevgilim
Albümde en çok beğendiğim parça. Öncel'in eski slowlarının tadında ve bir o kadar da derin. Eminim ki kolay unutamayacak ve çok etkileneceksiniz. Sözlerinin bir kısmı şöyle: '' Sadece sana sarılıp uyumak isterdim bir kere. Benim bebek sevgilim... Dün gece çok ağladım. Gözyaşım yerde kaldı. ''
3) Böyle Konuşma
'' Bir sonbahardı, gönül ağlardı. Böyle konuşma ağlatacaksın. Bana bu aşkı yaktıracaksın. ''
Sözleri ayrı, müziği ayrı güzel bir slow. Albümdeki favori parçalarımdan.
4) Bebişim
'' Yanyana Fotoğraf Çektirelim '' tarzında hareketli bir parça. Sözlerinin bir kısmı şöyle: '' Hadi bebişim kalk gidelim. Neme lazım, ağlayana meme lazım. ''
5) Canım Bir Yanlış Yapmak İstiyor
'' 5 yıldızlı yalnızlık, bitmek bilmiyor'' diyor bu parçasında Öncel. Genel anlamda sözlerini komik buldum.
6) Beni Düşün
'' Bütün gece yağmur yağdı, ben yağmurları yazdım. '' diyor Öncel bu parçasında. Slow ve sözlerini beğendiğim bir parça.
7) Beni Bu Koca Şehirde Yalnız Bıraktın
Albümdeki favori parçalarımdan. Slowa yakın ve yine özlenen Öncel tadında. Çok beğeneceğinizi düşünüyorum.
8) Çirkin Olsun Benim Olsun
'' Çirkin olsun, benim olsun. Kafası güzel adam olsun. '' Albümde ilk duyulan hareketli parça. Görünüme önem vermediğini dobra dobra anlatan bir Öncel şarkısı.
9) Bahanesi Aşktandır
'' Aşk kapıyı ne kadar açarsa o kadar da kapatıyor. '' Bu şarkının yalnızca sözlerini beğendim diyebilirim.
10) Korkunun Üstüne Yürüyorum
Sözleri radikal, orta ritimde bir şarkı. '' Hem İsa'ya, hem Musa'ya / Yaranılmaz anlasana / Yalnız geldim / Yalnız giderim ''
11) Normal ( Janti Versiyon )
İlk klip '' Normal '' adlı parçasına geldi. Çok renkli ve 90'lardaki Nazan Öncel tazeliğinde. İşte o klip:
Albümde en çok beğendiğim parça '' Bebek Sevgilim '' :
Cemal Süreya'nın deyişiyle Çılgın Zelda idi o. Yaşarken de çılgındı, öldükten sonra da... Ben doğdum, O öldü. Bazı yıllar hayatımız, bazı yıllar ise yazdıklarımız, sorguladıklarımız benzeştiği için kendime yakın buldum Nilgün Marmara'yı. Küçük İskender, Lale Müldür, Orhan Alkaya, Cezmi Ersöz, Ece Ayhan, Gülseli İnal, Onur Gökdil, Serdar Aydın gibi şairleri derinden etkiledi. Ev toplantıları yapıp sürekli görüşürlerdi. Nilgün'ün ani ölümü her birini yaraladı.
Sylvia Plath, onun için önemli bir tez konusu olmaktan ziyade vazgeçilmez bir subjeydi. Plath'ın yalnızlığa ve varoluşa dair düşünceleri kendisini çok etkiledi. Sylvia Plath, 30 yaşındayken çocuklarının odasının kapısını bantlayarak gaz girmeyeceğinden emin olup kafasını fırının içine sokarak intihar etmişti. Manik depresifti. Tıpkı Nilgün gibi. Aynı yazgı, Nilgün Marmara için de söz konusu oldu. Henüz 29 yaşındayken '' Hayatın neresinden dönülse kardır.'' dedi ve yatak odasının penceresinden atlayarak intihar etti.
Yazdığı şiirler ve yazılar, yalnızlığı anlatan bir ansiklopedi olabilecek düzeyde köklü ve yerleşiktir benim için. Ece Ayhan'ın anlattığına göre, Nilgün arkadaşıyla birlikte Ece'ye muziplik yapmaktan çok hoşlanırmış ve aynı anda göğüslerini açarlarmış. Cemal Süreya ise '' Hepimizin yapmak isteyip de yapamadığını yaptı.'' şeklinde bahseder kendisinden.
Adını ilk kez şiirlerimi yayınladığım sitede görmüştüm. Hayatını bir derginin ilk sayfasında okumuştum. O günden beri idolümdür. Anlatamadığı birçok olguyu, susarak / ölerek dillendirdiği için ve de cesareti için kendisini hayranlıkla anıyorum.
T shirtler yazın kurtarıcıları... Erkekler bu yaz da enerjik ve fashionable görünmek isteyeceklerdir. Birçok markanın t shirt modellerini sizler için inceledim ve bir seçki yaptım. Şıklığı ve marjinal yönüyle beni en çok kendine hayran bırakan '' John Galliano '' oldu.
'' John Galliano '' nun diğer bir tasarımı da :
Kate Moss Mania 'nın içerisinde yer alan biri olarak,'' D&G '' nin Kate Moss baskılı t shirtleri gönlümü fethetti:
'' Fred Perry '' bu yaz da her zamanki klasik şıklığıyla:
'' ZARA '' nın t shirtlerini inceledim. James Dean ve Lady Gaga temalı olanları beğendim. Jazz temalı olanlar da vardı. Fakat ben en çok bu t shirti beğendim:
Turkuvaz rengine aşığım diyorsanız, bu '' Dsquared2 '' t shirt tam size göre:
'' H&M '' den seçtiğim:
'' Prada '' yine kalitesini konuşturmuş. Seçtiklerim :
Gülben Ergen, iki yıl aradan sonra ''Şıkır Şıkır'' adlı yeni singleıyla karşımızda. Sözleri Mustafa Sandal'a, müziği ise Mısır asıllı Amr Mostafa Mohammed'e ait. Şarkı, Gülben Ergen'in eski şarkıları gibi. Albümün kapak fotoğraflarını Nihat Odabaşı çekti. Yine Nihat Odabaşı'nın yönetmenliğinde şarkı kliplenmiş. Gülben Ergen, Mustafa Sandal ile birlikte hem düet yapmış, hem de aynı klipte oynamış. Biraz önce klibi izledim. 80'li yıllardan çok sevdiğim bir sanatçı vardır: Chris Isaak. '' Wicked Game '' adlı şarkısını da klibini de mükemmel bulurum. Chris'e neden değindiğime gelirsek, '' Şıkır Şıkır '' şarkısının klibiyle, '' Wicked Game '' klibi birbirinin kopyası adeta. Klipte oynayan genç adam Chris'e, kız ise Wicked Game klibindeki kıza benziyor. Concept dahi aynı. Duman veriliyor ve Kilyos sahilinde çekilmiş. Bu klibin concepti ve konusu için para gerçek sahibine ödenmiş mi ya da izin alınmış mı, bu konu ise belirsiz... İşte iki klibi de izleyin ve siz karar verin. Çalıntı mı yoksa alıntı mı yakında anlayacağız.
Bu yazın conceptlerine baktığımızda gayet enerjik ve renkli ürünleri görüyoruz. Mercan kırmızısı, papağan yeşili, gök mavisi, antimon sarısı bir hayli revaçta. Skinnyler, çoraplar, gömlekler, tshirtler ve şimdi de ayakkabılar. İnsanın kendine olan güveni ayaklardan başlarmış. O halde biz de kendimize uygun olan, ruhumuzu yansıtan ayakkabıları seçelim ve yaza rengarenk bir giriş yapalım. Sizler için college, suede , moccasin ve sneakerlar seçtim :
Siyah beyaz fotoğraflara olan merakım küçükken başladı. Evde ne kadar eski fotoğraf varsa hepsini toplar, üzerlerini bantla kaplardım yıpranmaması için. Akabinde kasetler, plaklar, dergiler, Beyoğlu'ndan kime ait olduğunu bilmediğim eski fotoğrafların satın alınması ile sürdü eskiye olan hayranlığım.
Müzikte 80'ler her zaman tercihimdir. Cyndi Lauper, Alphaville, Sandra, Laura Branigan, Madonna, Baltimora, A-ha, Discoband vazgeçilmezlerimdir. Türkiye'deki işlere bakacak olursak, müzik ve sinema konusunda beni etkileyen 70'lerdir. Ajda Pekkan, Yeliz, Sezen Aksu ve Nil Burak 70'lerin en sevdiğim isimleridir.'' Boş sokak '' ve '' Kimler geldi kimler geçti '' parçaları benim için ayrı bir önem teşkil eder. Beetlejuice en sevdiğim filmdir. Her izlediğimde ayrı bir tat alırım. 70'lerden aklımda kalan bir Türk filmi ise Türkan Şoray'dan. Palyaço kıyafetiyle şarkı söyleyerek ağladığı sahne beni çok üzmüştür.
Peki retro nedir? Retro, tasarımlarda ve moda akımlarında yaşanan bir geriye dönüş anlamına gelmektedir. Retro kurgusu, içerisine birçok ürünü ve ruhu alıyor. Retrospektif, yaşanmış olaylara göz atmaktır. Bu yazımda, retro kültürünü benimsemiş dört arkadaşımla bir retrospektif yaptık. Hem tarzlarını yansıtan fotoğraflarını hem de geçmişte kendilerini etkileyen filmleri bizlerle paylaştılar.
K. Hakan Yıldırım :
E.T.
Akrabam olması için çocukken dua ettiğim varlık. Evin içinde kocaman poşet geçit yapmıştım bu film uğruna. Final sahnesinden tutun, Drew Barrymore'un ( o zamanlar kız çocuğu, çok şirin, ısırmalık ) E.T. 'yi ilk gördüğü anı ve çığlığı hala kulaklarımda. Kafamda bilimkurgunun oluşmasındaki ilk filmdi bu. Etkileri büyük benim için. Bu yaşımda otobüs yolcuklarında sürekli cam kenarını seçip, otobüsü takip eden uçan cisimler, doğaüstü varlıklar vs. canlandırmam gibi olayların yegane sebebi. Elime eldiven geçirip orta parmağı tarafına uzun tahta bir kalem sokup E.T. 'nin ellerini pratikte elde edip anneannemin tavuklarıyla oynadığım yıllar... Bir ara Deniz Can Kutlu'ya istek olarak '' E.T. 'nin Hakan'a etkileri '' şeklinde benden bir yazı istemesini rica edeceğim. Bence filmi hemen herkes izlemiştir, herkes. Kabahat ise unutanların. Ne olur ne olmaz şiddetle öneriyorum. Hem de bayağı şiddetli.
Osman Karakülah:
A Clockwork Orange
Bu filmden etkilenmemin sebebi ilk başta çok büyük bir Stanley Kubrick hayranı olmam sanırım. Bir Kubrick aşığı olarak bu filme başlamak zaten etkileneceğimi göstermişti. Daha sonra filmi izlerken, filmde geçen işkence, tedavi ve günlük yaşam sahnelerinin aslında birer sistem eleştirisine dayandırılması beni filme iki kere bağladı. Tabi filmdeki suç, suçlu, affedilmiş ve hala suçlu sayılan insan kimliklerinin sorgulanmaması, dogmatik kararlar ışığından bunların kararlaştırılması, insanların hayatlarında büyük bir etki yaratıyor. Bu olgu da ister istemez size etkilendiğiniz film hangisi sorusunda bu filmi düşünmenize sebep oluyor.
Efe Ege Özden:
Fosforlu Cevriye
Bir kenar mahalle dilberi olan Cevriye'nin gecekondusuna polislerden kaçan bir banka soyguncusu sığınıyor. Cevriye'yi evinde gizlenmeye razı ediyor ve zamanla aralarında bir yakınlaşma başlıyor. Bu tam benlik bir filmdir. Bu filmi annemle izlemiştim. Bak başkasının evine gidersen şöyle olur böyle olur diye uyarılar almıştım.
Berkan Eroğlu:
Seks Fırtınası ve Kibar Feyzo
Seks Fırtınası, 70'lerin seksle buluştuğu ilk filmdir. Ben tabi daha yeni izledim. O zamanların seks anlayışı, birbirlerine dokunuşları, öpüşmeleri ve etek altından bakıp bir anda boşalmaları gülünç ama sevdim ben. Benim ruhumun hamuru da bu filmle oluştu. Şimdiye bakarsak 2011'deyiz. Ama şimdiki yasaklar çok gülünç. 70'ler daha cesaretli ve yürekliymiş. Helal olsun.
Kibar Feyzo, benim kalbimde taht kurmuş bir komedidir. Bazı bilgiler vermektedir ama ben hep espiri olarak baktım filme. Çok fazla komedi filmi sevmem, dram severim genelde ama bu film bir Kemal Sunal filmi olduğu için kendini sevdirmiştir bana.